YÖNETİM
   Yönetim
   Genel Merkez
   İl Yönetimi
   Okul Temsilcileri
   İlçe Temsilcileri
   İlçe Temsilciliği Yönetim Kurulu

  DERNEĞİMİZ
   Hesap Numaramız
   Niçin Öğ-Der?
   Kurucular
   Tüzük
   Üyelik Kaydı
   Şuur nedir?
   Basında Öğ-Der

  EĞİTİM
   Anne-Baba Eğitimi
   Öğretmen Eğitimi
   Gençliğin Eğitimi
   Çocuk Eğitimi
   Kişisel Gelişim

  YÖNETMELİKLER
   Sınavlarda görev alanlarla ilgili yönetmelik.
   Sınıf Geçme ve Sınav yönetmeliği
   Yaygın Eğitim Kurumları
   Orta Öğretim Kurumları
   Eğitim Müfettişleri
   Atama ve Yer Değiştirme
   Okul Aile Birliği
   Özel Eğitim kurumları
   Atama ve Yer Değiştirme
   İlköğretim Kurumları

  MEDYA
   Gazete Manşetleri
   Fotoğraf Galerisi
   Videolar

  ÖĞRETMENLER
   Tarih Dersi Dökümanları
   Peygamberimizin Eğitim Metodu
   İslamın İlk Öğretmenleri
   Erzurum'un Alimleri
   Eğitim Dökümanları
   Öğretmen Notları

  ZÜMRE TOPLANTILARI
   SEÇMELİ DERSLER
   TÜRKÇE
   BİYOLOJİ
   FİZİK ZÜMRE TOPLANTISI
   FELSEFE GRUBU ZÜMRE TOPLANTISI
   İngilizce
   MATEMATİK ZÜMRE TOPLANTILARI
   EDEBİYAT ZÜMRE TOPLANTILARI
   COĞRAFYA ZÜMRE TOPLANTILARI
   TARİH ZÜMRE TOPLANTILARI
   BEDEN EĞİTİMİ

  SOSYAL KULÜP DOSYALARI
   Beden Eğitimi
   TARİH

  EĞİTİMİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ
   Çözüm Önerilerimiz
   Eğitim sorunları

  SINAVLAR
   KPSS NOTLARI
   Şube Müdürlüğü Sınavı
   OSYM 2013 Sınav Takvimi
   2011 LYS Erzurum lise Başarı
   DGS SORU VE CEVAPLARI
   ALES Soru ve Cevapları
   LYS Soru ve Cevapları
   YGS Soru ve Cevapları
   SBS Soru ve Cevapları

  YAZILI SINAV SORULARI
   DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ
   İLKOKUL 4. SINIF YAZILAR
   Türkçe
   Arapça
   Kuran-ı Kerim
   Temel Dini Bilgiler
   Hz Muhammedin Hayatı
   Tarih

  YILLIK PLANLAR
   FELSEFE GRUBU
   SEÇMELİ DERSLER
   FİZİK
   BEDEN EĞİTİMİ
   Din kültürü ve Ahlak Bilgisi
   TARİH DERSİ

  VAAZLAR
   SEYFETTİN ALKAN
   Hatm-i Şerif
   Nihat HATİPOĞLU
   Nureddin YILDIZ
   Cevat AKŞİT
   Timurtaş Hoca

  SÜRELER DİNLE
   Fetih Süresi
   Mülk Süresi
   Nebe Süresi
   Yasin Süresi

  OSMANLICA DERSLERİ
   Osmanlıca Öğrenmeye Giriş

  ÖRNEK HAYATLAR
   İmam-ı Buhari
   İmamı Maturidi
   İmam-ı Rabbani
   Abdulkadir Geylani
   Merkez Efendi
   İmam-ı Azam Ebu Hanife
   Şahı Nakşibendi
   Prof.Dr Necmeddin Erbakan
   Mehmet Akif Ersoy
   Necip Fazıl Kısakürek
   Bediüüzaman Said-i Nursi(ks)
   Süleyman Hilmi Tunahan (ks)

  İLAHİLER VE EZGİLER
   Esma'ül Hüsna-Allah(cc)'ın Güzel İsimleri
   Dua Dinle
   Çocuk İlahileri
   İLAHİ DİNLE
   D.Ali Erzincanlı

  FİLM VE DİZİLER
   Mevlana
   Hz.İsa
   Kerbela
   Hür Adam
   Abdulkadir Geylani
   Veysel Karani
   Çağrı film
   Aziz Mahmut Hüdayi
   Ashab-ı Kehf
   Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.
   Hasan-i Basri
   Minyeli Abdullah
   Bize Nasıl Kıydınız
   Ömer Muhtar
   Zehranın Gözleri
   Ebu Zer El Gifari

  ÇİZGİ FİLMLER
   Namaz Öğreniyorum
   Nasreddin Hoca
   Fil Vakası
   Hz İbrahim
   Hay
   Hz Yusuf
   Sultan Alparslan
   Habil Ve Kabil
   Hz Nuh
   İstanbulu Fethi

  HELAL GIDA BİLİNCİ
   Katkı Maddeleri
   UZMAN GÖRÜŞLERİ

TÜRK İDARE SİSTEMİ DERS NOTLARI
5734 defa okundu.




I. Kamu Yönetiminin Niteliği

 

1. Devlet

 

Devlet, İnsanlar arasındakiilişkileri düzenleyen ve bu ilişkilerin normlara uygun olarak yürümesini sağlayan;anlaşmazlıkları çözümleyen; kamusal mal ve hizmetleri üreten en üst egemenmeşru güçtür. İbn-i Haldun’a göre,devletin “yasakçı” ve “hâkim” olmak üzere iki temel özelliği vardır. Yasakçı özelliği, toplumu çekişme, kargaşave tecavüzden korumaktır. Hâkimözelliği ise, toplumun içinde adaleti sağlamaktır.

 

Max Weber’e göre devlet, belirli bir toprak parçası (ülke) üzerinde yasalolarak fiziki güç kullanma tekelinielinde tutan insan topluluğudur. Devlet, güç kullanma “hakkı”nın tek kaynağıkabul edilmektedir. Fiziki şiddet kullanma hakkı başka kurumlara ya dabireylere yalnızca devletin izin verdiği ölçüde tanınmaktadır. Devlet, görevlerinihukukla ve bunu yerine getirtme aracı olan fiziki güçle yürütmektedir.

 

Devletin modern çağdakigörevi daha çok pozitiftir, yani olumludur. Devletin bu yeni görevi, toplumun ortakihtiyacı olan mal ve hizmetleri üretmektir. Devletin fonksiyonları şu şekildesıralanmaktadır:

 

*       Klasik: Güvenlik,adalet, sağlık, eğitim, vergi toplama ve dış ilişkiler gibi bir devletinvarlığı için zorunlu olan işlevler.

*       Kaynaklarıharekete geçirici: Tarım, sanayi ve ulaştırma gibi belirli bazı sektörlereyardım etmesi, destek olmasıdır.

*       Sosyal: Toplumdakibazı gruplara (yaşlılar, öğrenciler, çocuklar, yoksullar vb.) doğrudan yaptığısosyal yardımlardır.

 

Batı toplumlarında devletinişlevleri, klasik fonksiyonlardan, kaynakları harekete geçirici fonksiyonlarave oradan da sosyal fonksiyonlara doğru bir gelişme göstermiştir.

           

2. KamuYönetimi

 

Yönetim, kaynakların (maddîve beşerî), belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için düzenlenmesi ve kullanılmasıfaaliyeti ya da süreci olarak da tanımlanmaktadır. Bu tanım, eşyanın veinsanların yönetimini birlikte içermekte ve dolayısıyla İşletme Yönetimi veKamu Yönetimini de kapsamaktadır. Eşya, çeşitli şekillerde bir araya getirilipdüzenlenebildiği ve değişik biçimlere dönüştürülebildiği halde, sevk ve idareedilememektedir. Sevk ve idare, şuurlu bir varlık olan insanla ilgilidir ve onaözgü bir faaliyettir.

 

Kelime olarak “kamu”, Türkçede,hep, bütün, bir ülkedeki halkın bütünü; halk, amme gibi anlamlara gelmektedir. “Kamu düzeni”, toplumun bütününüilgilendiren düzeni; “kamu sektörü”,devlet eliyle yürütülen ekonomik faaliyetlerin bütününü; “kamu personeli”, devlet hizmetinde çalışan görevlileri, “kamuoyu”, belli bir konuda toplumunbüyük bir kesimince benimsenen görüş, tavır ve inançların toplamını; “kamu tüzel kişileri”, kamu yararı amacınadönük insan ve mal topluluklarını; “kamuhukuku”, devletin kuruluş ve işleyişini, öteki devletlerle, kamu tüzelkişileri ve özel kişilerle olan ilişkilerini düzenleyen kuralların bütününüanlatmaktadır.

 

3. Yeni KamuYönetimi Anlayışı

 

Küreselleşme ve gelişeniletişim teknolojisi daha hızlı işleyen bir yönetim yapısını zorlamıştır. Yeniyönetim anlayışının temel ilkeleri:

 

*           Devletin faaliyetalanı küçültülmelidir.

 

*           Performanshedeflerine, çıktılara (sonuçlara), hizmet anlayışına ve piyasa sistemininönemine vurgu yapılmalıdır.

 

*           Max Weber’inbürokrasi modeline dayalı örgütlenme şekli kalkmalıdır. Bu örgüt modeli, batıdarefahın ve demokrasinin gelişmesine çok önemli katkılar sağlamışsa da, artıkdeğişen şartlar karşısında verimsizliğin, hantallığın ve kırtasiyeciliğinnedeni haline gelmiştir. Klasik bürokrasi modeli, yöneticilerin risk almasınıengellemekte, kıt kaynakları etkin bir şekilde kullanmak yerine onların israfedilmesi sonucunu doğurmaktadır. Kamu kurumlarındaki yöneticilerde hâkim olantemel güdü, hata yapmamaktır. Çoğu durumlarda bir yönetici %99 başarılı olduğunda,fazla dikkati çekmez, ancak %1 oranında hata yaptığı zaman hemen gözden düşer.Kamuda, yenilik ve yaratıcılık tehlikeli; kurallara körü körüne uymak ve hatayapmamak en doğru yol olarak görülür. Oysa hiç hata yapmayan organizasyonlar veyöneticiler, gereği kadar çalışmıyor ya da risk almıyor demektir. Yeni kamuyönetimi anlayışına göre, kamunun örgüt yapısı, esnek, yumuşak hiyerarşi, darve az elemanlı merkez, geniş yatay çevre ve âdemi merkeziyetçi olmalıdır.

 

*           Kamu yönetimiyalnızca siyasi liderliğe değil, aynı zamanda da kamuya (halka) karşı sorumluolmalıdır. Geleneksel kamu yönetimi teorisinde, emir verenlerle (siyasiler)bunları uygulayanlar (bürokratlar) arasında bir ayırım yapılmaktadır. Yeniyönetim anlayışında yöneticiler, yalnızca kurallara ve prosedürlere uygundavranmakla sorumluluklarının gereğini yerine getirmiş sayılmamakta, yaptıklarıişlerin sonuçlarından da sorumlu tutulmaktadır. Siyasi liderlik ile bürokratlararasında karşılıklı etkileşim önem kazanmaktadır. Yeni yönetim anlayışında,örgütün gerektirdiği etkinlik ve verimlilik ihtiyacı ile politikacılarıntercihleri ve verdikleri sözler arasında bir denge kurulmaya çalışılmaktadır.Yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkının kanallarını genişletmek suretiylekamusal alanın rolünü artırmaya yönelik düşüncelere vurgu yapılmaktadır.Bürokrasinin topluma karşı sorumluluğu, bu şekilde temin edilmiş olacaktır.Özetle, yönetim yerine yönetişim kabul görmelidir. Kamu yönetimi, devletin vesiyasal iktidarların faaliyetleri ile sınırlandırılmamalı, bunların yanında özelsektör ve sivil toplum örgütlerini de yönetimin vazgeçilmez aktörleriolarak kabul etmelidir. Burada çok aktörlü bir yönetim karşımıza çıkmaktadır.

 

4. KamuYönetiminin Örgütlenmesi

 

Devlet, ulusal sınırlariçinde yaşayan halkın ortak ihtiyaçlarını karşılamak ve genel yararlarınıkorumak için çalışır. Bu amaçla devlet, iki esasa bağlı olarak örgütlenmeyegider. Bunlardan biri, genel nitelikteki kamu hizmetlerine ilişkin politika,karar ve yürütme fonksiyonlarının merkezi hükümetin emir ve komutası altındakiorganlar tarafından yerine getirilmesidir. Buna “merkezden yönetim” denilir. Diğeri ise bölgesel ya da yerel niteliktekifonksiyonların merkezi idarenin dışındaki bölge ve yerleşim birimlerindeoluşturulan özerk birimlerce yürütülmesidir. Buna da “yerinden yönetim” adı verilmektedir.

 

Siyasi yapısı ne olursaolsun bütün ülkeler bu iki yönetim ilkesine göre idari birimleriniörgütlemektedir. Merkezden yönetim ilkesi merkezi hükümete bağlı, baştabakanlıklar olmak üzere çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarını ortaya çıkarmıştır.Yerinden yönetim ilkesi ise, mahalli idareler, özerk kamu kurumları ve federebirimleri (cumhuriyet, kanton, eyalet vb.) geliştirmiştir.

 

Ne bütünüyle merkezdenyönetim, ne de sadece yerinden yönetim esasına göre örgütlenmiş bir devlet bulunmamaktadır.Her devlet, merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkelerini şekillendirirkensosyal, ekonomik, kültürel, siyasi ve tarihi şartları dikkate alarak farklı biryapılanmaya gitmektedir. Bu sebeple bazı ülkeler, merkezden yönetime, bazılarıyerinden yönetime ağırlık vermekte; diğer bazıları da bu ikisi arasında belirlibir denge kurmaya çalışmaktadır.

 

5. Merkezden Yönetim

 

Merkezden yönetim, kamuhizmetlerinde birlik ve bütünlüğü sağlamak amacıyla söz konusu hizmetler ilişkinkarar ve faaliyetlerin merkezi hükümet ve onun hiyerarşik yapısı içinde yeralan örgütlerce yürütülmesi demektir. Merkezden yönetim ilkesi, “siyasi” ve“idari” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Siyasi merkeziyetçiliğe göreörgütlenmiş devlete “üniter devlet”(tekçi devlet) denilir. Türkiye, Fransa ve Japonya üniter devlet biçimine birerörnektir. Türkiye’de hem siyasi merkeziyet, hem de idari merkeziyet sözkonusudur.

 

Kamu hizmetlerine ilişkinpolitika belirleme, karar alma ve yürütme yetkisi bir organın ya organlarınelinde toplanmıştır. Böylece kamusal mal ve hizmetler, başkentteki bir organtarafından planlanmakta ve yönetilmektedir. Merkezi organ, söz konusuhizmetlere ilişkin faaliyetleri bölge ve il düzeyindeki kuruluşlarıaracılığıyla yürütür. Bu kuruluşların görevleri, merkezden gelen emir vetalimatları aynen uygulamaktır.

 

Kamu hizmetlerininyürütülmesine ilişkin gerekli gelir ve giderler merkezden yönetilmektedir. Merkeziidare birimlerinde görev alacak personelin atanması işlemi merkez tarafındanyürütülmektedir. Merkezi idare kamu personelinin yer değiştirme ve terfi gibibazı işlemlerini kendine bilgi vermek şartıyla hiyerarşik yapısı içinde yeralan bölge ya da ildeki kuruluşlarına da bırakabilir.

 

Yetki Genişliği. Yetki genişliği, merkezden yönetimin yumuşatılmış bir biçimidir. Busistemde merkezi idare, karar alma ve yürütmeye ilişkin bazı yetkilerini, kendihiyerarşisi içinde yer alan alt birimlerin başındaki yöneticilereaktarmaktadır. Yetki genişliği sayesinde merkezi örgütlerin iş yükünün birkısmı alt birimlere ve başkent dışındaki kuruluşlara aktarılmaktadır. Çünkümerkezi idarenin taşra yöneticileri, yerel şartları daha iyi tanıma üstünlüğünesahiptir. Ayrıca, bu sistem sayesinde bakanlar ve bakanlıklar gündelikfaaliyetlerden kurtulmuş olurlar. Yetki genişliği her düzeydeki kamuyöneticisinin, yönetim bilgi ve tecrübesinin geliştirilmesine imkân sağlar.

 

Merkezden Yönetimin Yararları

 

Ø   Merkezden yönetim, merkezi hükümetin siyasi ve idaribakımdan güçlenmesine imkân sağlar ve yönetimde birlik ve bütünlüğün gerçekleşmesine yardımcı olur.

 

Ø   Merkezden yönetim, ekonomik ve sosyal kalkınmanın bölgeler arasında dengeli birşekilde yürütülmesini ve kamu hizmetlerinin aynı düzeyde ülkeye yayılmasınısağlayabilir.

 

Ø   Merkezden yönetimde idarenin tarafsızlığı daha fazla temin edilebilir. Kamu görevlilerinin bölgesel etkiler altında kalmadanmerkezin denetimi ve gözetimi altında tarafsız hizmet yürütmelerigerçekleştirilebilir. Kamu görevlileri, kendini atayan makama karşı sorumluolduklarından yöresel etkilerden çok merkezin emir ve yönlendirmesi altındaçalışırlar.

 

Ø   Milli Savunmave diplomasi gibi hizmetler,yerinden yönetime göre örgütlenemez. Bunların faydası ülke geneline yayılmıştırve bölünemez niteliktedir. Bu nedenle söz konusu hizmetlerin merkezi idaretarafından planlanması ve yürütülmesi zorunludur.

 

Merkezden Yönetimin Sakıncaları

 

Ø   Merkezden yönetim, kamu hizmetlerinde gecikmeye nedenolabilir; hizmetlerin yerel ihtiyaçlara uygun olmaması sonucunu doğurabilir.Çünkü kamu hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin kararlar, başkentte alındığıiçin söz konusu kararlar yerel halkın tercihleri ve önceliklerine uygundüşmeyebilir. Bu da kaynak israfınasebep olabilir. Ayrıca kırtasiyecilik,merkezi yönetimde daha çok görülen bir olgudur. Karar alma yetkisi merkezdetoplandığı için alınan kararların ilgili birimlere aktarılması ve bunlarınizlenmesi güçlü bir bürokrasiyi gerektirir. Merkezi idarenin bölge ve ilkuruluşları, halkla merkez arasında bir köprü görevini yaparlar. Bu nedenle dekamu hizmetlerine ilişkin faaliyetleri merkez ile yazışarak ve görüşerekyürütmeye çalışırlar.

 

Ø   Taşrada görev yapan memurlara kendi alanlarında fazlabir inisiyatif tanınmamıştır. Bu damemurların bilgi ve becerilerini değerlendirmeye, geliştirmeye engel olur vehizmetler konusunda ilgisizlik ve isteksizlikortaya çıkabilir.

 

Ø   Merkezi idare, esas itibariyle, ulusal düzeyde stratejik kararlar alan ve bunların yürütülmesiniizleyen bir organ olmalıdır. Merkezi idarenin, günlük ve rutin işlerin içinegirmesi, aşırı derecede hizmetle yükümlü olması sonucunu doğurur. Hizmetyükünün artması, temel fonksiyonların yürütülmesine engel olur ve gidereketkisizleştirir.

 

Ø   Merkezden yönetim, halkın kamu hizmetlerine karşıilgisini ve katılımını azaltır. Çünkü merkezden yönetimle, hizmetlerin büyükbir kısmı başkentlerden kararlaştırılarak yürütülmektedir. Halk kendiniilgilendiren konularda görüşü alınmadığından pasif kalmakta ve giderek her şeyi merkezi idareden ve dolayısıyla devletten bekler hale gelmektedir. Buda demokrasi anlayışına ters düşmekte ve yönetime katılmayı zayıflatmaktadır.Demokraside önemli olan husus, halkın yönetime katılmasını sağlamak ve sosyalsorumluluğunu geliştirmektir.

 

6. YerindenYönetim

 

Yerinden yönetim, siyasigücün merkezi idare ile mahalli yönetim üniteleri arasında bölüşümüdür. Bu sistemdesiyasi otorite merkezde toplanmamış, çeşitli birimler arasında paylaşılmıştır.Siyasi yerinden yönetim ilkesiyle ortaya çıkan il, cumhuriyet, kanton ve eyaletgibi mahalli yönetim üniteleri, egemenliğin bir parçasına sahiptir. Mahalliyönetim ünitelerine yasama ve yürütme konularında kısmi bir bağımsızlıkverilmektedir. Ancak bunlar, ulusal hükümet karşısında ikinci derecedeki egemenkuruluşlardır. Bu mahalli yönetim birimlerinin yetkileri federal anayasatarafından düzenlenmektedir.

 

Siyasi yerinden yönetim,federal devlet sistemini ortaya çıkarmıştır. Federalizm, üniter devletsisteminden farklı ve onun zıddı bir siyasi sistemi temsil eder. Üniter devletsisteminde, vatandaşlara ulusal hükümet arasına giren egemenlik gücüne sahipbaşka yönetim birimleri bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile üniter devletteulusal hükümetin dışındaki yönetim ünitelerine bırakılmış bir egemenlik alanıyoktur. Ancak bu devlet sistemi, ulusal hükümetin (merkezi idarenin) birçokkamu hizmetinin yürütülmesini belediye gibi yerel yönetimlere ya da bölgeselkuruluşlara aktarmasına mani değildir.

 

Federalizmin örgütselifadesi çok merkezliliktir. Eyaletler de merkezi hükümet gibi otoritesinidoğrudan halktan alır. Eyaletler, yapısal olarak merkezi hükümetin müdahalesinekarşı korunmuştur. Fonksiyonel olarak ise, birçok faaliyeti federal hükümetlebirlikte yürütürler. Ancak bu işbirliği, onların politika yapma rollerini vekarar alma güçlerini ortadan kaldırmaz. Federalizmin en önemli avantajı, farklıyerel ihtiyaç ve sorunlara cevap verebilmek için değişik siyasi varyasyonlaraizin vermesidir. Üniter devlet sistemi, bölgesel farklılıklara adaptasyon içindaha az esnektir. Çünkü üniter sistemde bir tek ulusal politika vardır ve bu,bütün ülkede uygulanır.

 

Nitekim üniter devletsistemine sahip İngiltere’de seçmenlerin %70-80’i düzenli oy kullandığı halde,federal bir yönetim sistemi uygulayan Amerika’da başkanlık seçimlerinde oykullananların oranı %50-60 dolaylarındadır. Üniter devlet sistemini uygulayanülkemizde genel seçimlere katılma oranı, mahalli idare seçimlerine göre dahayüksektir.

 

Federal yönetim biçimi,geniş coğrafi alana sahip ülkelerle kültürel yönden homojen olmayan vesosyo-ekonomik farklılıkları bulunan devletlere daha uygun düşmektedir. Federaldevlet sistemini ortaya çıkaran unsurlar içinde coğrafi alanın büyüklüğü, dil,din ve etnik yapıdaki farklılıktan daha az öneme haizdir. Nitekim AmerikaBirleşik Devletleri ve Rusya gibi, çok büyük coğrafi alana sahip federaldevletler olduğu gibi, İsviçre gibi çok küçük coğrafi yapıya sahip federalülkeler de bulunmaktadır.

 

İdariYerinden Yönetimin Özellikleri

İdari yerinden yönetim,bütün ülkelerde yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Bununla güdülen amaç, aşırımerkeziyetçiliğin sakıncalarını ortadan kaldırmak, halkın yönetime katılmasınısağlamak, yerel ihtiyaçlarla mahalli hizmetler arasında denge kurmak ve kamuhizmetlerindeki verimi ya da etkinliği artırmaktır.

 

FonksiyonelYerinden Yönetim

Ülkemizde fonksiyonelyerinden yönetim ilkesinin ortaya çıkardığı kuruluşların başında üniversiteler,kamu iktisadi teşebbüsleri, ticaret ve sanayi odaları gibi kurumlar gelmektedir.

 

CoğrafiYerinden Yönetim

Coğrafi ya da mekânyerinden yönetim, idari bazı görevlerin yürütülmesi yetkisinin merkezi idareyebağlı olmayan ve karar organları seçmenlerin oylarıyla belirlenen bölge, il,belediye ya da köy gibi faaliyetleri belirli bir coğrafi alanla sınırlı olanyönetimlere verilmesi demektir. Coğrafi yerinden yönetim, bir bölge, il,belediye ya da köy halkının yerel nitelikteki ihtiyaçlarını, kendi organlarıvasıtasıyla karşılamalarını amaçlamaktadır. Mahalli idareler ya da yerel yönetimlerbu ilkenin bir sonucudur. Coğrafi yerinden yönetim, hemşeriler arasında yardımlaşmave birlik duygularının gelişmesinekatkı sağlamaktadır. Çünkü siyaset, başkalarıyla işbirliği yapmayı, uzlaşmayıve hoş görüyü gerektirir. Yerinden yönetim, bu anlamda siyasi barışın da önemlibir teminatıdır. Nitekim iç barışın yerleştiği ülkeler, aynı zamanda coğrafiyerinden yönetim geleneğinin geliştiği toplumlardır.

 

Bununla beraber, aşırı biryerinden yönetim, ülkede birlik ve bütünlüğün bozulması, bölgeler arasındaki dengesizliğin artması riskini de taşır.Ayrıca, kamu hizmetlerinin ülkenin her yerinde eşit bir şekilde sunulmasına daengel olabilir. Geliri iyi yerel yönetimler, ihtiyaçlarını rahat bir şekildekarşılarken, yetersiz gelir kaynaklarına sahip yerel yönetimler ise temelhizmetlerini yürütmekte güçlük çekebilirler.

 

DesantralizasyonDüşüncesi

Kamu harcamalarını elealdığımızda, gelişmiş ülkelerde merkezi idarenin payı düşük, gelişmekte olanülkelerde ise yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır. Toplam kamu harcamaları içindemerkezi idarenin payı, Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, Japonyave İngiltere gibi ülkelerde % 20-50 arasında değişmektedir. Gelişmekte olanülkelerde bu pay, %70’in üzerinde seyretmektedir. Türkiye’de ise merkeziidarenin payı % 85 dolaylarındadır. Yıllar itibariyle bu payların gelişiminebaktığımızda, bunun gelişmiş ülkelerde giderek düşmekte olduğu; diğer ülkelerdeise önemli bir değişme göstermediği dikkati çekmektedir. Sonuç olarak şusöylenebilir; bir ülkenin gelişmişlikdüzeyi ve demokratik performansıyükseldikçe, fonksiyonel ve coğrafi bakımdan desantralizasyona yönelme eğilimiartmaktadır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda bu ilke şöyle yeralmıştır. “Kamu Sorumlulukları, genellikle ve tercihen vatandaşa en yakın olan makamlar tarafındankullanılacaktır. Avrupa Birliği’nin kurucu unsuru olan Maastricht Anlaşması’nda(1992), yerellik ilkesine vurgu yapılmıştır.

 

Yerinden Yönetimlerin Zayıf Bırakılmasının Sebepleri

 

Her ülkede merkezi idare ile birlikte mahalli idarelerde bulunmaktadır. Ülkeler arasındaki fark, bunlardan birine daha fazla ağırlıkverilmesinden kaynaklanmaktadır. Genelde bir ülkenin yerinden yönetime daha azönem vermesi, şu sebeplere bağlanmaktadır.

 

Ø   Mevcut rejim içinde yürütülmek istenilen politikayıtehdit eden bir çekişme ve mücadele varsa, o zaman merkezi idare, mahalliidarelere daha az önem verme eğilimine girer. Çünkü mahalli idareleringüçlenmesi halinde hâkim politikanınolumsuz yönde etkileneceğinden ve yerel otoritelerin kuvvetleneceğinden endişeedilir.

 

Ø   Otoriter bir rejim, ülkedeki, siyasi örgütlere vebaskı gruplarına faaliyet izni vermeden, halk kesimlerini iktidarınpolitikasını desteklemek konusunda harekete geçirmek istiyorsa, o takdirdeyerinden yönetime daha az önem verecektir. Modernleşmeve batılılaşma politikaları izleyenülkeler, bu politikalarının olumsuz yönde etkilenmesinden endişe ettikleri içinmahalli idarelerle yetki paylaşımına yanaşmamaktadırlar. Çünkü mahalliidareler, halka daha yakın yönetim birimleridir. Modernleşme ve batılılaşma politikaları,halk tarafından benimsenmezse bunların uygulanması tehlikeye girer. Bu nedenle,merkezi idare yetki ve kaynakların büyük bir kısmını elinde tutarak, modernleşmepolitikalarının yürütülmesini amaçlar. Türkiye’de mahalli idarelere önemverilmemesinin bir sebebi, modernleşme politikalarının ve hâkim siyasi anlayışınetkisiz kalacağı endişesidir. Türkiye gibi ülkelerde mahalli idareler, merkeziidarenin yakın denetiminde faaliyet gösteren idari birimler olarak örgütlenmişlerdir.

 

Ø   Kültürel değişme ve modernleşme politikası izleyenülkeler, güçlü bir mahalli idare modeli yerine vilayet sistemini tercihetmektedirler. Vilayet sistemi, merkezi idareye bağımlı ve onun tayin ettiğimemurlarca yönetilen bir modeldir. (İtalya, Fransa, Japonya ve Türkiye gibiülkelerde uygulanmaktadır.)

 

Ø   Siyasipartiler, ideoloji ve teşkilatbakımından merkeziyetçi bir özelliğesahip iseler, bu tür partiler iktidara geldiklerinde ülke yönetimini merkeziyetçianlayışa göre örgütleyecekler ve mahalli idarelerin güçlenmesine fazla ilgigöstermeyeceklerdir. Ülkemiz bu bakımdan da kötü bir örnektir. Siyasipartilerin kendi içyapılarında merkeziyetçi bir eğilim ve uygulama vardır.Genel Merkez organ ve yöneticileri, istemediklerini ve kendilerine muhalefeteden taşra teşkilatlarını feshetmekte tereddüt göstermemektedirler.

 

Ø   Merkezi idare kurumlarında çalışan bürokrat vememurlar, ne kadar çok yetenekli iseler, sistem mahalli idarelere daha az yetkive kaynak aktaracaktır. Bürokrat ve politikacı ikilisi, ülkemizdekimerkeziyetçi eğilimin ve yönetim sisteminin en sadık destekleyicisidirler.Bunlara, halktan kopuk aydını da eklemek gerekir. Bu kesimler, yönetimindesantralizasyonuna, yetki ve itibarkaybı olacağı için karşı çıkmaktadırlar.

 

Ø   Bir ülkenin nüfusyapısı çok homojen bir durum gösteriyorsa, söz konusu ülkede daha az yerindenyönetim esası benimsenebilir. Yerinden yönetim modeli, genellikle nüfusunyapısındaki etnik, bölge, ırk, din ve dil farklılıklarından kaynaklanan “özerk”olma eğilimine olumlu bir cevap vermek amacıyla da uygulanabilir.

 

Ø   Son olarak merkezi hükümet, planlı kalkınma vegelişmeye daha çok önem veriyorsa, bu amaçla merkezi düzeyde planlama vekalkınma örgütleri meydana getirecektir.

 

           

II. Türk Kamu Yönetiminin Örgütlenmesi

 

 

Ø    Türkiye’de kamu yönetimi, kuruluş ve görevleriyle birbütündür. Kamu yönetiminin bu bütünlüğü, üniter devlet sisteminin birgereğidir. Kamu yönetimi, merkezi yönetim yerinden yönetimler ve fonksiyonelyerinden yönetim kuruluşları gibi çeşitli birimlerden meydana gelse de, sözkonusu birimler arasında belirli bir bağ, uyum ve düzen bulunmaktadır. Aslındabu birimler, bir bütünün ya da sistemin parçalarıdır. Bu parçalarla sistemarasındaki ilişkiyi, “hiyerarşik” ve“idari vesayet” denetimleri sağlamaktadır. Hiyerarşik denetim, ast-üstbiçiminde örgütlenmiş her bir kamu kurumunun kendi içindeki düzenini sağlarken,idari vesayet de, merkezi yönetimle yerinden yönetim kuruluşları arasındakiuyum ve bütünlüğü temin etmektedir.

 

Ø    Kamu yönetimi sistemi, yargı denetimi bakımından “idari yargı” düzenine tâbidir. İdariyargı düzeninde, yönetimin faaliyet ve işlemlerinden zarar gören kişiler, buamaçla oluşturulmuş idari yargı organlarına başvururlar. Yönetimle ilgilidavalar, “adli” mahkemeler yerine, doğrudan doğruya “idari” mahkemelerdegörülür. Başta Fransa olmak üzere, Almanya, Belçika, İtalya ve İsveç gibiülkeler bu sistemi uygulamaktadırlar. Türkiye, 1868 yılında Fransız modeli Danıştay’ı alarak idari yargı düzeninikabul etti. Danıştay ve idare mahkemeleri bu düzenin yargı organlarıdır.

 

Ø    Türkiye’nin Tanzimat’tan bu yana en önemli özelliğiyönetimde merkeziyetçiliktir.Merkeziyetçilik, kamusal yetkilerin ve kaynakların başkent örgütlerinin elindetoplanması ve onlar tarafından kullanılmasıdır. Merkeziyetçilik iki biçimdeortaya çıkmaktadır. Birincisi, “coğrafi merkeziyetçilik”, diğeri ise “örgütselmerkeziyetçilik” tir. Coğrafi merkeziyetçilik, merkezi yönetimin taşrakuruluşların ve yerel yönetimlere karar alma ve bunları uygulama konularındaçok az yetki verilmesidir. Örgütsel merkeziyetçilik ise, bir kurumda karar almave uygulama yetkisinin en üst otorite ve organlarda toplanmasıdır.

 

Ø    Türkiye parlamenterdemokrasi ile yönetilmektedir. Yürütme organı (hükümet) parlamentonun (TBMM)içinden çıkmakta ve ona karşı siyasi sorumluluk taşımaktadır. Kamu yönetimininsorumluluğu ise, hükümete karşıdır.

 

Ø    Kamu yönetimi sistemi, örgüt yapısı, memurlarındavranışı, uygulanan usül ve kurallar bakımından, “patrimonyal” (geleneksel) ve “hukuki-rasyonel” bürokrasiözelliklerini taşımaktadır.

 

Ø    Bugünkü kamu yönetimi örgütü, genel çizgiler ile Osmanlı dönemindeki yapının devamıniteliğindedir. Merkezi yönetimin temel kuruluşları (bakanlık gibi) ile yerelyönetimler Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden kurumların başındagelmektedir. Aradaki en önemli fark, söz konusu yönetim birimlerinin gelişmesive yayılması bakımındandır. Cumhuriyet döneminde söz konusu kuruluşlar hem yapıolarak büyümüşler, hem de hizmet alanlarını genişletmişlerdir. Osmanlı’danCumhuriyet’e yalnızca yönetim kurumları değil, aynı zamanda yönetim kültürü vegelenekleri de intikal etmiştir.

 

Ø    Kamu yönetimi, yapı ve işleyişi bakımından “gizlilik” ve “resmi sır” esasına göre örgütlenmişti. Gizlilik ve resmi sır, genelkural, yönetimde açıklık ise, istisna idi. Kamu yönetiminin, halka bilgivermesi bir ödev ya da yükümlülük olarak düzenlenmemişti. Toplumun vekamuoyunun, kamu hizmet ve görevleriyle ilgili bilgisi, ancak yöneticilerinkendi inisiyatiflerine bağlı olarak yaptıkları açılamalarla sınırlı kalıyordu.Ancak 2003 yılında Bilgi Edinme HakkıKanununun kabul edilmesi ve buna ilişkin kurumsal yapının oluşturulmasıylabirlikte kamu yönetimi sistemi, içine girilemez ve dışa kapalı bir görünümdensaydamlığa doğru evrimleşmektedir.

 

Ø    Kamu yönetiminin beşeri yönüyle ilgili olan kamu personelrejimi, yasal olarak, kariyer, liyakat ve siyasi tarafsızlık ilkelerinedayanmaktadır. Kariyer, memurluğununmeslekleşmesi olgusudur. Liyakat ise, memurluğa girişte ve memuriyettekiyükselmelerde bilgi, ehliyet ve “görevin gerektirdiği nitelikler”dir. Memurluk,hükümete değil, devlete bağlı bir görevdir. Siyasi iktidarın değişmesiylememurların da değişmesi gerekmez.

 

Ø    Kamu yönetiminin çeşitli birimlerinde çalışanlar,sosyal köken itibariyle orta tabakayadayanmaktadır. Memurluk, çoğu ülkelerde bir orta tabaka mesleğidir. Türkiye’dememurluk, seçkinci bir özellik göstermez. Geleneksel olarak bir çiftçi, köylüve kapıcı çocuğu da, liyakati sebebiyle en üst devlet görevlerine kadaryükselebilmektedir. Bunlar, tarihte ve günümüzde, istisna değil, genel nitelikgöstermektedir.

 

 

Merkez Teşkilatı

 

Her ülkenin kamu yönetimisistemi, başta anayasa ve yasalar olmak üzere, kültürel, sosyal, siyasal, ekonomikve tarihi faktörlerin etkisi altında şekillenir ve gelişir. Söz konusu faktör, dahaçok bir ülkenin iç şartlarıyla ilgilidir. Bu iç şartlar sebebiyle kamuyönetiminin yapısı ve işleyişinin ülkeler arasında önemli farklılıklar göstermesidoğaldır.

 

Türkiye’nin yönetim yapısı,merkezi yönetim, yerel yönetimler ve fonksiyonel yerinden yönetim kuruluşlarıolmak üzere üç ana grupta toplanmaktadır.

 

1. Cumhurbaşkanı

 

Türkiye’de yürütme organı,Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’ndan meydana gelmektedir. Dolayısıyla yürütmeyetkisi söz konusu iki organ tarafından kullanılmaktadır. Buna düalist (ikici)yürütme denilmektedir. Başkanlık sisteminde ise yürütme yetkisi halk tarafındanseçilen bir başkana aittir. Buna da tekçi yürütme adı verilmektedir.

 

Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş veyüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklereve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halktarafından seçilir.

Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defaCumhurbaşkanı seçilebilir.

Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmimilletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son yapılanmilletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığındayüzde onu geçen siyasî partiler ortak aday gösterebilir.

Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisiile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

 

CumhurbaşkanıDevletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğinitemsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumluçalışmasını gözetir. Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri şunlardır:

 

1.               Gerekli gördüğütakdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılışkonuşmasını yapmak,

2.               Türkiye BüyükMillet Meclisini gerektiğinde toplantıya çağırmak,

3.               Kanunlarıyayımlamak,

4.               Kanunları tekrargörüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri göndermek,

5.               Anayasadeğişikliklerine ilişkin kanunları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,

6.               Kanunların, kanunhükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün, tümününveya belirli hükümlerinin Anayasaya şekil veya esas bakımından aykırı olduklarıgerekçesi ile Anayasa  Mahkemesinde iptal davası açmak,

7.               Türkiye BüyükMillet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

8.               Başbakanı atamakve istifasını kabul etmek,

9.               Başbakanınteklifi üzerine bakanları atamak ve görevlerine son vermek,

10.            Gerekli gördüğühallerde Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek veya Bakanlar Kurulunu başkanlığıaltında toplantıya çağırmak,

11.            Yabancıdevletlere Türk Devletinin temsilcilerini göndermek, Türkiye Cumhuriyetinegönderilecek yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek,

12.            Milletlerarasıantlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,

13.            Türkiye BüyükMillet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek,

14.            Türk SilahlıKuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,

15.            GenelkurmayBaşkanını atamak,

16.            Milli GüvenlikKurulunu toplantıya çağırmak,

17.            Milli GüvenlikKuruluna Başkanlık etmek,

18.            Başkanlığındatoplanan Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilan etmekve kanun hükmünde kararname çıkarmak,

19.            Kararnameleriimzalamak,

20.            Sürekli hastalık,sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veyakaldırmak,

21.            Devlet DenetlemeKurulunun üyelerini ve Başkanını atamak,

22.            Devlet DenetlemeKuruluna inceleme, araştırma ve denetleme yaptırtmak,

23.            YükseköğretimKurulu üyelerini seçmek,

24.            Üniversiterektörlerini seçmek,

25.            Anayasa Mahkemesiüyelerini, Danıştay üyelerinin dörtte birini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veYargıtay Cumhuriyet Başsavcı vekilini, Askeri Yargıtay üyelerini, Askeri Yüksekİdare Mahkemesi üyelerini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek.

26.            Cumhurbaşkanı,ayrıca Anayasada ve kanunlarda verilen seçme ve atama görevleri ile diğergörevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.

 

Cumhurbaşkanının, Anayasave diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tekbaşına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararları, Başbakan veilgili bakanlarca imzalanır; bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakansorumludur. Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhineAnayasa Mahkemesi dâhil, yargı mercilerine başvurulamaz. Cumhurbaşkanı, vatanaihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birininteklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararlasuçlandırılır.

 

Cumhurbaşkanının hastalıkve yurt dışına çıkma gibi sebeplerle geçici olarak görevinden ayrılması hallerinde,görevine dönmesine kadar, ölüm, çekilme veya başka bir sebeple Cumhurbaşkanlığımakamının boşalması halinde de yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cumhurbaşkanlığına vekillikeder ve Cumhurbaşkanına ait yetkileri kullanır.

           

2. BakanlarKurulu

 

Bakanlar Kurulu, yürütmeorganının siyasi yönden sorumluluktaşıyan kanadını meydana getirmektedir. Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardanoluşan kolektif bir organdır. Bakanlar Kurulu, yürütme yetkisini fiilenkullanan ve siyasi sorumluluk taşıyan bir organ olduğu için, önemli görevlere veyetkilere sahiptir. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:

 

1.               TBMM’ne sunulacakolan kanun tasarılarına son şeklini vermek,

2.               Anayasa,kanunlar, kalkınma planları ve hükümet programı çerçevesinde, kamu yönetimininişleyişini üst düzeyde yönlendirmek ve gözetmek,

3.               Ekonomi, ticaret,dış politika istihdam, eğitim, sağlık, tarım, çevre, konut vb. konularda kamupolitikaları oluşturmak ve bunları yürütmek,

4.               Üst düzey kamuyöneticilerini atamak,

5.               Cumhurbaşkanınınbaşkanlığında yapacağı toplantıda olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilanına kararvermek,

6.               TBMM’den yetkialarak, kanun hükmünde kararname çıkarmak,

7.               Kanununuygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere tüzüklerçıkarmak. Söz konusu tüzüklerin Danıştay’ın incelenmesinden geçmesi şarttır.

 

3. Başbakan

Başbakan,Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır.Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilmeyeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanıncaatanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerineson verilir.

Başbakan,Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükümetin genel siyasetinin yürütülmesinigözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur.

Herbakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden veemri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur.

Başbakan,bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesinigözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.

4. Bakanlar

 

Her bakanlığın başında birbakan bulunur; fakat bakanlıkları olmayan bakanlar da söz konusudur. Bunlaradevlet bakanları denilmektedir. Devlet bakanları, başbakana yardım etmek, onuntarafından verilecek görevleri yerine getirmek, Bakanlar Kurulu’nda koordinasyonsağlamak, özel önem ve öncelik taşıyan konularda tecrübe ve bilgilerindenistifade edilmek amacıyla istihdam edilmektedir. Devlet bakanları, uygulamada,Başbakanlığa, “bağlı” ve “ilgili” statüdeki kuruluşların siyasal yönetimi ilehükümet-parti ilişkilerinde koordinasyonu yürütmek gibi işlevler deyapmaktadırlar. Bakanların hem idari hem de siyasi görevleri bulunmaktadır.Bakanların başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

 

1.           Başında bulunduğubakanlığın en üst amiri olarak onu temsil etmek;

2.           Bakanlıkhizmetlerini mevzuata, hükümetin genel siyasetine, kalkınma planlarına veyıllık programlara uygun olarak yürütmek; bu amaçla yöneticilere emir ve talimatvermek, onları yönlendirmek;

3.           Bakanlığının,faaliyet alanına giren konularda diğer bakanlıklarla işbirliği ve koordinasyonsağlamak, hükümet ve yasama organı ile ilişkileri yürütmek;

4.           Bakanlık merkez,taşra ve yurtdışı teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşların faaliyetlerini,işlemlerini ve hesaplarını denetlemek;

5.           Bakanlığınfaaliyet alanına giren konularda temel politikaları üretmek ve bunları yürütmek;

6.           Bakanlığındakipersonelin özlük işlerini yürütmek.

 

Merkezdeki Yardımcı Kuruluşlar

 

Hükümete veya bakanlıklara,görevlerinde yardımcı olmak, belli konularda görüş bildirmek ya da denetimdebulunmak amacıyla kurulmuş çeşitli birimler bulunmaktadır. Bunlar, MilliGüvenlik Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı, Danıştay ve Sayıştay’dır.

 

5. MilliGüvenlik Kurulu

 

Milli Güvenlik Kurulu, Türkiye’desivil ve askeri otoriteleri, önemli ülke sorunları üzerinde ortak görüş belirlemekamacıyla bir araya getiren bir anayasal kuruluştur. Bu kurul, Anayasanın 118.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanının başkanlığında, Başbakan,Genel Kurmay Başkanı, Başbakan Yardımcıları, Adalet, Milli Savunma, İçişleri,Dışişleri Bakanları, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlarıyla JandarmaGenel Komutanı’ndan oluşmaktadır.

 

Milli Güvenlik Kurulu;“Devletin milli güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulanması ile ilgilialınan tavsiye kararları ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundakigörüşlerini Bakanlar Kurulu’na bildirir. Kurulun, Devletin varlığı vebağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği, toplumun huzur ve güvenliğininkorunması hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar BakanlarKurulu’nca değerlendirilir.”

 

3 Ekim 2001 tarihindeAnayasa’da, Milli Güvenlik Kurulu’nun yapı ve işlevlerinde bazı değişiklikler yapılmıştır.Buna göre, Başbakan Yardımcıları ile Adalet Bakanı da Milli Güvenlik Kurulu’nunyeni üyeleri arasına katılmış; böylece asker-sivil dengesi, siviller lehinedeğiştirilmiştir. Ayrıca Kurul’un aldığı kararların, “tavsiye” niteliğinde olduğu belirtilmiş; bunlar Bakanlar Kurulu’nca“öncelikle dikkate alınır” olmaktan çıkarılarak “değerlendirilir” biçimine dönüştürülmüştür.

 

6. DevletPlanlama Teşkilatı Müsteşarlığı 

 

Devlet Planlama Teşkilatı,27 Mayıs Harekâtı’ndan sonra Milli Güvenlik Komitesi’nce çıkarılan 30 Eylül1960 tarih ve 91 sayılı kanunla kurulmuştur. 1961 Anayasası, “iktisadi, sosyalve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek; bu maksatla, millitasarrufu artırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklereyöneltmek ve kalkınma planlarını yapmak Devletin ödevidir.” hükmüne yervermiştir. Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulmasıyla, Türkiye planlı kalkınmadönemine girmiş ve ilk beş yıllık kalkınma planı 1963 yılında yürürlüğekonulmuştur.

 

Devlet Planlama Teşkilatı1984 yılında yeniden düzenlenmiştir. Buna göre DPT’nin görevleri şunlardır:

 

1.               Ülkenin doğal,beşeri ve iktisadi her türlü kaynak ve imkânlarını tam bir şekilde tespitederek izlenecek iktisadi ve sosyal politikayı ve hedefleri tayinde hükümeteyardımcı olmak;

2.               Çeşitlibakanlıklara müşavirlik yapmak;

3.               Hükümetçe kabuledilen hedefleri gerçekleştirecek uzun ve kısa vadeli planları hazırlamak;

4.               Planınuygulanmasını takip etmek ve değerlendirmek;

5.               Özel sektörünfaaliyetlerini planın hedeflerine uygun bir şekilde teşvik edecek ve düzenleyecektedbirleri tavsiye etmektir.

 

7. Danıştay

 

Türk kamu yönetimi sistemiiçinde Danıştay’ın önemli bir yeri vardır. Danıştay, ülkemizde ilk olarak 10Mayıs 1868 tarihinde “şura-i Devlet” adıyla Fransız örneğine göre kurulmuştur.Danıştay, o günden bugüne varlığını kesintisiz bir şekilde sürdürmektedir. Danıştay,hem yüksek idare mahkemesi ve hem de Devletin en yüksek danışma ve incelememerciidir.

 

Danıştay, idaremahkemelerince verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığıkarar ve hükümlerin son inceleme yeridir. Kanunla gösterilen belli davalara da,ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.

Danıştayüyelerinin dörtte üçü, birinci sınıf idari yargı hâkim ve savcıları ile bumeslekten sayılanlar arasından Hâkimlerve Savcılar Yüksek Kurulu; dörtte biri, nitelikleri kanunda belirtilengörevliler arasından Cumhurbaşkanı;tarafından seçilir.

DanıştayBaşkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasındanDanıştay Genel Kurulunca üyetamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresibitenler yeniden seçilebilirler.

Danıştay’ın,kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ileüyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idari yargının özelliği, mahkemelerinbağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

 

Danıştay’ın görevleri “idari” ve “yargılama” olmak üzere iki grupta toplanır. Danıştay’ın idarigörevleri, danışma ve inceleme niteliğindedir. Danıştay, Başbakan ve BakanlarıKurulu’nca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncelerini bildirmekleyükümlüdür. Danıştay ayrıca, tüzük tasarılarıyla imtiyaz şartlarını vesözleşmelerini incelemekle yetkilidir.

 

Danıştay, ilk derece mahkemesi olarak:

 

1.           Bakanlar KuruluKararlarına;

2.           Başbakanlık vebakanlık müsteşarları, müsteşar yardımcılar, genel müdürleri ve kurulbaşkanları; diğer kamu kurum ve kuruluşlarının müsteşar, başkan ve genelmüdürleriyle ilgili müşterek kararnamelere;

3.           Bakanlıklarındüzenleyici işlemleri ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindekimeslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyiciişlemlere;

4.           Danıştay idaridairelerince veya idari işler kurulunca verilen kararlar üzerinde uygulananeylem ve işlemlere;

5.           Birden çok idareveya vergi mahkemesinin alanına giren işlere;

6.           Danıştay YüksekDisiplin Kurulu Kararları ile bu kurulun alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığıişlemlerine;

 

Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ileilgili imtiyaz şartname ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar.

 

Danıştay ayrıca,belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlıksıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar.

 

Bunlara ilaveten Danıştay,idare ve vergi mahkemelerince verilen nihai kararları, temyiz mercii olarak inceleyipkarara bağlamakla yükümlüdür. İdari yargı yerleri arsında çıkan görev ve yetkiuyuşmazlıklarını giderir. Ayrıca idari yargı alanında içtihat bakımından uyumsağlamak amacı ile “içtihadı birleştirme kararları” alır. Danıştay, idari veyargı görevlerini “kurul” olarak yerine getirir. Danıştay’da, biri idari ve on ikisi de yargı ileilgili olmak üzere toplam on üç daire bulunmaktadır.

 

8. Sayıştay

 

Sayıştay da Danıştay gibi,Osmanlı müesseselerinden Cumhuriyete intikal eden bir denetim organıdır. Sayıştay,ülkemizde 1864 yılında “Divan-ı Muhasebat” adıyla kurulmuştur. Bu müesseseOsmanlı Devleti’nde yürütme organına bağlı iken, Cumhuriyet rejiminde yasamaorganıyla ilgilendirilmiştir. Bu bakımdan Sayıştay, esas itibariyle TBMM’ye yardımcı bir kuruluştur. Ancak,tüm görev ve işlemleri yürütme ve idarenin mali konularına ilişkin olduğu için,öteki yardımcı kuruluşlar arasında incelenmektedir.

 

1982 Anayasası, Sayıştay’ı yargı bölümünde düzenlemiştir.Anayasa’ya göre Sayıştay, “genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir vegiderleri ile mallarını TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerinikesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlamaişlerini yapmakla görevlidir”.

 

İdari Görevleri:

 

1.           Sayıştay’ındenetimine tabi idare ve kuruluşlarca hazırlanan mali yönetmeliklerin yürürlüğe konulmadan önce, Sayıştay’agönderilmesi ve Daireler Kurulu’nda görüşülüp olumlu görüş alınması gerekir.

 

2.           Maliye Bakanlığıve denetçiler, çeşitli mali mevzuatın uygulanması sırasında tereddüde düşülenhususları Sayıştay’a intikal ettirerek oradan görüş isteyebilirler. Buistemler, Sayıştay Genel Kurulu’nda görüşülerek sonuçlandırılır. Bu da, Sayıştay’ınönemli bir idari görevidir.

 

3.           Gelir, gider vemali hesapların denetleme ve yargılamadan sonraki sonuçları “UygunlukBildirimleri” ve “Sayıştay Raporları” TBMM’ye sunulur.

 

Denetleme Görevleri

 

Sayıştay, genel ve katma bütçeli daireler, fon şeklindeki kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşlar, belediyeler ve il özel idarelerinin gelir, gider ve mal hareketlerinden oluşanişlemlerini TBMM adına denetler. Sayıştay denetiminin amacı, kamu kurum vekuruluşlarındaki gelir, gider ve mal hareketlerinden doğan hesap ve işlemlerin,ilgili mevzuata uygun olup olmadığının tespit edilmesidir. Denetim hizmeti,Sayıştay denetçileri tarafından yürütülür.

 

Yargılama Görevleri

 

Sayıştay, kararlarıaleyhine başka yargı yerlerine gitme imkânı bulunmayan bir yargı organıdır.Sayıştay’ın yargı yetkisi, denetimine tabi idare ve kurumların gelir, gider vemal hesap ve işlemleridir. Sayıştay yargısının muhatabı ise “sorumlular”dır. Bunlar, söz konusuhesapları tutan ve işlemleri yürüten saymanlar, tahakkuk memurları, belgeleridüzenleyenler ve bazı durumlarda ikinci derecede ita amirleridir.

 

          Vergi, benzeri maliyükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındakiuyuşmazlıklarda Danıştay kararlarıesas alınır. Mahallî idarelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükmebağlanması Sayıştay tarafından yapılır.

 

9. İl Genelİdaresi (İl-İlçe-Bucak) Taşra Teşkilatı

 

Merkezi yönetim, yürütmekleyükümlü olduğu hizmet ve görevleri yerine getirebilmek için coğrafya durumuna,ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre “il”, “ilçe” ve “bucak” biçiminde örgütlenmektedir. Anayasayagöre, merkezi yönetimin temel taşra birimi “il”dir. Bakanlıkların, çoğunluklaher ilde hizmet birimleri bulunmaktadır. Bu bakımdan iller, merkezi yönetiminbaşkent örgütünün küçültülmüş bir biçimidir. Bakanlıklar, bölge kuruluşları daoluşturabilmektedir.

 

Bakanlıkların taşra örgütü,kuruluş amaçlarını gerçekleştirebilmek ve görevlerini yerine getirebilmek içinihtiyaca göre aşağıdaki kuruluşların tamamından ya da bir kaçından meydana gelmektedir.

 

1.           İl valisine bağlıil kuruluşları;

2.           Kaymakama bağlıilçe kuruluşları;

3.           Doğrudan merkezebağlı taşra kuruluşları.

 

Ülkemizde il’in, yönetimaçısından iki özelliği bulunmaktadır. İl’in birinci özelliği, merkeziyönetimden ayrı ve tüzel kişiliği olan bir yerel yönetim birimi olmasıdır ki,buna “il özel idaresi” denilmektedir. İkincisi ise, merkezi yönetimin taşradakimülki taksimatı içinde yer alan birimidir ki, buna da “valilik sistemi” denilmektedir. Bu bakımdan il, hem bir yerelyönetim birimi ve hem de merkeziyönetimin taşra örgütüdür. Ülkemizde il yönetimi, böylece ikili bir statüdeyürütülmektedir.

 

Merkezi yönetimin taşraörgütü olan ilin idaresi, “vali”, “il müdürleri” ve “il idare kurulu” olmaküzere üç birimden oluşmaktadır.

 

Vali

 

İllerin idaresi, “yetki genişliği” esasına göre yürütülür.İl yönetiminin başında vali bulunmaktadır. İl yönetiminin başı olarak vali, Devleti ve hükümeti ilde temsil eder, her bakanın mümessilidir ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtasıdır. Bu bakımdan valinin “idari” ve “siyasi”olmak üzere iki önemli fonksiyonu vardır. Bu sebeple valilik, öteki kamugörevlileri yanında “istisnai memurluk”olarak kabul edilmiştir. Nitelikleri, atanmaları ve özlük hakları, diğer kamugörevlilerinden farklı şekilde düzenlenmiştir.

 

Vali, İçişleriBakanlığı’nın önerisi, Bakanlar Kurulu’nun kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ileatanmaktadır. Vali, İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Valilik kurumununBaşbakanlığa bağlanması yönünde öneriler de bulunmaktadır. Vali olabilmek için,yasalarda özel nitelikler öngörülmemiştir. Valiler genellikle, kaymakamlar,vali yardımcıları, İçişleri Bakanlığı’ndaki üst düzey yöneticileri arasındanseçilmektedir. Ancak öteki mesleklerden de vali atanmaktadır. Bu konuda siyasiiktidarlara geniş takdir yetkisi verilmiştir.

 

Vali, adli ve askeri teşkilatdışında kalan bütün devlet daire, müessese ve işletmeleriyle diğer kamu kurumlarınınbaşıdır ve il’in her yönden genel idare ve genel gidişini düzenlemek vedenetlemekten, hükümete ve bakanlara karşı sorumludur.

 

1.           Vali, kanun,tüzük, yönetmelik ve hükümet kararlarının yayım ve ilanını ve uygulamasını sağlamakve bakanlıkların talimat ve emirlerini yürütmekle ödevlidir. Bu amaçla vali,düzenleyici işlem niteliğinde “genel emirler” çıkarmaya yetkilidir.

 

2.           Vali, Devletgelirlerinin tahakkuk, tahsilini ve ödeme işlemlerinin muntazam bir şekildeyapılmasını ve gelir kaynaklarının gelişmesini sağlamak için tedbir alır ve uygular.

 

3.           Vali, il sınırıiçinde bulunan genel ve özel bütün kolluk kuvvetlerinin amiridir. Suçişlenmesini önlemek, kamu düzenini, güvenini sağlamak ve korumak için gereklitedbirleri alır. Bu maksatla Devletin özel kolluk kuvvetlerini kullanır,olağanüstü durumlarda silahlı kuvvetlerden yardım ister.

 

4.           Vali, jandarma,polis, gümrük muhafaza ve diğer özel kolluk kuvvetlerinin bütün ast ve üstlerinil içinde münhasır olmak üzere geçici veya sürekli olarak yerlerinideğiştirebilir ve bu durumdan hemen İçişleri, Maliye ve Gümrük Bakanlıklarınabilgi verir.

 

5.           Vali, il sınırıiçindeki yerel yönetimler üzerinde vesayet yetkisini kullanır.

 

6.           Devletintemsilcisi sıfatıyla törenlere başkanlık eder, gerektiğinde yabancı ülketemsilcilerini karşılar.

 

7.           Vali, valimuavini ile kaymakamların, il müdürlerinin genel ve özel kolluk amirlerininbirinci derecede; diğer memurların ikinci derecede sicil âmiridir.

 

8.           Valinin, adli veaskeri teşkilat üzerinde bir yetkisi yoktur. Ancak vali, yargı organlarındagörülmekte olan işlerin gecikmesi hallerinde, bunun sebeplerini Cumhuriyetsavcısından yazılı olarak sorabilir. Ceza ve tutuk evlerinin muhafazasını;Cumhuriyet Savcısı ile birlikte hükümlü ve tutukluların sağlık şartlarınıgözetim ve denetim altında bulundurur.

 

9.           Vali savcıdankamu davası açılmasını isteyebilir.

 

İl Müdürleri

 

Bakanlıklar, kuruluşamaçlarını gerçekleştirmek ve halka hizmet sunabilmek için il’de gerekliörgütleri kurarlar. Bunlara, bakanlıkların “il kuruluşları”; başındaki yöneticilere de “il müdürleri” denilir. İl müdürleri, valinin emri altındadır.

 

Vali, yılda dört dafadan azolmamak üzere lüzum gördüğü hallerde, kamu yönetiminde birliği sağlamak vehizmetlerin verimli bir şekilde yürütülmesini gerçekleştirmek için ilmüdürlerini toplar. Bu toplantılarda alınan kararların yürütülmesi, bütün ilmüdürleri için zorunludur.

 

İl İdare Kurulu

 

İl idare kurulu, il genelyönetiminde valiye yardımcı olan bir organdır. İl idare kurulu, valininbaşkanlığında, hukuk işleri müdürü,defterdar, milli eğitim müdürü, bayındırlık ve iskân müdürü, sağlık müdürü, tarımve köy işleri müdüründen oluşmaktadır. Bu kurula valinin yetkilendirmesihalinde vali yardımcısı da başkanlık edebilir. İl idare kurulunda üye olmayanil müdürleri kendi kuruluşlarına ait işlerin görüşülmesinde üye sıfatı ileçağrılarak o iş hakkında gerekli açıklamalarda bulunurlar ve oylamayakatılırlar.

 

1980’den sonra yapılanyasal değişikliklerle il idare kurulunun görev alanı oldukça daraltılmış veadeta sembolik bir danışma kurulu haline dönüştürülmüştür. Bir kısım görevleriyargıya aktarılmış, bir kısım işleri ise yerel yönetimlerin karar organlarınabırakılmıştır. Bu çerçevede il idare kurulunun “yönetim” ve “danışma”olmak üzere iki türlü görevinden söz edilebilir.

 

İlçe kurulması vekaldırılması, ilçenin başka bir ile bağlanması, sınırlarının değiştirilmesikonularında il idare kurulunun görüşü alınmaktadır. Ayrıca, bucak kurulması,kaldırılması, merkezinin belirtilmesi; yeniden köy kurulması veya yerinindeğiştirilmesi; köy adlarının değiştirilmesi, köylerin birleştirilmesi veayrılmasında il idare kurulunun görüşüne başvurulmaktadır.

 

İlçe Yönetimi

 

İlçe, ilin genelyönetiminin bir alt kademesini oluşturur. İl düzeyinde örgütlenen merkeziyönetim kuruluşlarının çoğu, ilçe ölçeğinde de teşkilatlarını kurmuşlardır.Bunlara “ilçe kuruluşları”, başındaki yöneticilere de “ilçe müdürleri” denilir.Bir kısım bölge kuruluşunun da ilçe örgütü bulunmaktadır.

 

İlçe yönetiminin başında kaymakambulunmaktadır. Kaymakam, ilçede hükümetintemsilcisi durumundadır. Kaymakamgörevlerini, valinin denetimi ve gözetimi altında yürütür. Vali gibi siyasi birniteliği bulunmayan kaymakam, bir meslek memurudur. Kaymakam, “ortak kararname”ile atanmaktadır.

 

Kaymakam, ilçede dirlik vedüzenliği sağlamakla yükümlüdür. Kaymakam ayrıca, yasa, tüzük, yönetmelik vehükümet kararlarının yayınlanmasını sağlar; valinin talimat ve emirleriniyürütmekle görevlidir. Valiler ilçeye ait bütün işleri doğrudan kaymakamayazarlar. Kaymakamlar, normal hallerde ilçenin işleri hakkında bağlı bulunduklarıvalilerle yazışırlar ve görüşürler; olağanüstü hallerde, İçişleri Bakanlığı vediğer bakanlıklar ile muhabere edebilirlerse de, söz konusu muhabereden valiyebilgi vermekle yükümlüdürler.

 

İlde olduğu gibi, ilçede dekaymakamın başkanlığında idare kurulu görev yapar. İlçe idare kurulu, tahriratkâtibi (yazı işleri müdürü), mal müdürü, hükümet tabibi, milli eğitim müdürü,tarım ve köy işleri müdüründen meydana gelir.

 

Bucak Yönetimi

 

Bucak, coğrafya, ekonomi,güvenlik ve yerel hizmetler bakımından aralarında ilişki bulunan kasaba veköylerden meydana gelen bir yönetim birimidir. Merkezi yönetimin ilde sonhalkasını bucak oluşturur. Bucak kurulması, kaldırılması ve merkezininbelirtilmesi İçişleri Bakanlığı’nın kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile gerçekleşmektedir.1871 yılında “nahiye” adıyla Türk yönetim sistemine giren bucaklar, etkin birerhizmet birimi haline gelememiştir. Bunun da sebebi, ulaşım araçlarınıngelişmesi, ekonomik ve sosyal kalkınma ile birlikte ilçe ve illerle olanirtibatın artmasıdır. Bucakların kanunda öngörüldüğü şekilde örgütlenmesigerçekleştirilememiştir. Boşalan bucak müdürlüklerine yenileri atanmamaktadır.Böylece bucaklar, resmen varlığını korumakla birlikte, fiili olarak tasfiyeedilmektedir. Artık taşra yönetim birimi olarak bucaklara gerek kalmamaktadır.

 

Bölge Yönetimi

 

Türkiye, 24.06.1983 gün ve71 sayılı KHK ile bölge valiliği sistemini kabul etti. Buna göre ülke, Erzurum,Diyarbakır, Adana, Kayseri, Ankara, Konya, İstanbul ve İzmir olmak üzere sekizbölgeye ayrıldı ve bu bölgelere bağlı olacak iller belirlendi. Ancak bu sistem,daha uygulamaya konulmadan, 1984 yılında çıkarılan 333 sayılı yasa ile bölgevaliliğinin yasal temelini oluşturan 71 sayılı KHK yürürlükten kaldırılmasısonucu bir girişim olmaktan öteye geçemedi. Söz konusu KHK’nin TBMM’dereddedilerek yürürlükten kaldırılmasının en önemli gerekçesi olarak, 1982Anayasası’nın, il yönetimi üzerinde yeni bir mülki idare kademesi oluşturulmasınaimkân tanımadığı gösterilmiştir. Bilindiği gibi Anayasa, merkezi yönetimintaşra birimi olarak il’i esasalmıştır. Bölge valiliği, taşra yönetiminde yeni bir hiyerarşik yönetimkademesi oluşturmaktadır. Bu yönetim kademesi, ister istemez il’i zayıflatacaktır.Zaten merkeziyetçi, kırtasiyeci ve ağır işleyen merkez ve taşra bürokrasisi,böyle bir örgütlenme ile daha da kötüleşecektir. Hâlbuki Türkiye’nin temelsorunu, yerel yönetimlerin güçsüzlüğünden, merkezi yönetimin taşra teşkilatınınyetkisiz birer irtibat bürosu biçiminde çalışmasından kaynaklanmaktadır.

 

Yerel Yönetimler

 

Yerel yönetimler, bütünülkelerde kamu yönetiminin önemli ve vazgeçilmez unsurunu meydana getirmektedir.Bir ülkedeki yerel yönetimlerin gücü ve etkinliği, söz konusu ülkedekidemokrasinin düzeyi ile de yakından ilişkilidir. Yerel yönetimler, demokrasiaçısından önemli olduğu kadar, yerel hizmetlerde verimliliği ve etkinliğisağlamada da vazgeçilmez kurumlardır. Yerel yönetimler, korunmaya vegeliştirilmeye muhtaç kurumlardır. Yerel yönetimlerin önemi şöyleözetlenebilir:

 

1.           Yerel yönetimler,yerel hizmetlerin yürütülmesinde verimli bir metot olarak görülür. Çünkü yerelyönetim organlarının üye ve yöneticileri, o yöre halkının içindenseçilmektedir. Dolayısıyla bu kişiler, bulundukları yörenin sorunlarını dahaiyi değerlendirebilecek ve gerekli çözümleri üretebilecek imkâna sahiptirler.

 

2.           Merkezi yönetim,yerel yönetimlerin varlığından dolayı kazançlıdır. Çünkü yerel yönetimler,yerel nitelikteki görevleri merkezi yönetimden devralmakla onun yükünühafifletmiş olmaktadırlar.

 

3.           Yerel yönetimler,özerk yapıları sebebiyle müteşebbis birimlerdir. Sahip oldukları teşebbüsgücünü kullanarak yeni hizmet yöntemleri geliştirebilirler. Her bir yerelyönetim kuruluşu, aynı zamanda farklı müteşebbis güç demektir. BütünAnglo-saksonların ve hatta Germenlerin gelişmesini sağlayan en önemli nitelikbu teşebbüs gücüdür. Nitekim ülkemizde belediyeler, üretici pazarlar, tanzimsatışları ve halk konutları ile tüketicinin korunmasına önemli katkılar sağlamaktadırlar.

 

4.           Yerel yönetimler,hemşerilik duygularının ve demokratik değerlerin gelişmesinde etkilikuruluşlardır. Geniş anlamdaki “siyasi eğitim”, önce yerel yönetim organlarındagörev alarak kendilerini genel politikaya hazırlamaktadırlar. Bu sebeple yerelyönetimler, politikanın “mektebi” olarak kabul edilmektedir.

 

5.           Yerel yönetimler,güçlü merkezi hükümete karşı bir fren ve denge unsuru olabilirler. Buyönetimler, aşırı ölçüde merkezileşmiş bir devletin tehlikesini azaltmadaönemli bir rol oynayabilirler. Demokraside yerel muhalefeti, yerel yönetimlermeydana getirir. Bu düzende aslolan siyasi gücün bir merkezde toplanması değil,çeşitli gruplar ve yönetim birimleri arasında paylaşımıdır.

 

Anayasa’da Yerel Yönetimler

 

Yerel yönetimler, biranayasal kavramdır. 1876 Anayasası dahil diğer bütün anayasalar, yerelyönetimlerle ilgili hükümlere ve ilkelere yer vermiştir. Ancak 1982Anayasa’sının yerel yönetimlerle ilgili düzenlemesi, diğer anayasalara göredaha geniş kapsamlıdır.

 

1982 Anayasası’nın“İdarenin Kuruluşu” kenar başlığı altında “merkezi idare” ve “mahalli idareler”yer almaktadır. Anayasanın merkezi yönetim ile ilgili düzenlemesi kısa olduğuhalde, yerel yönetimlerle ilgili maddesi, oldukça uzun düzenlenmiştir. Bu dayerel yönetimler konusundaki tartışma ve endişelerden kaynaklanmış olmalıdır.Anayasa’daki düzenlemeye göre yerel yönetimlerin özellikleri şöyle belirlenebilir.

 

1.           Yerel yönetimler;il, belediye ve köy halkınınmahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan kamu tüzel kişileridir.

 

2.           Yerelyönetimlerin karar organları seçimle belirlenir.

 

3.           Yerelyönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesineuygun olarak kanunla düzenlenir.

 

4.           Yerelyönetimlerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkinitirazların çözümü ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile olur.

 

5.           Görevleri ileilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan yerelyönetim organları veya bu organların üyelerini İçişleri Bakanı geçici birtedbir olarak, kesin hükme kadar görevinden uzaklaştırabilir.

 

6.           Yerelyönetimlerin seçimleri beş yılda bir yapılır. Ancak, milletvekili genel seçimindenönceki veya sonraki bir yıl içinde yapılması gereken mahalli idare organlarınveya bu organların üyelerine ilişkin genel ve ara seçimler, milletvekili genelve ara seçimleriyle birlikte gerçekleştirilir.

 

7.           Merkezi yönetim,yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisine sahiptir. İdari vesayet,mahalli hizmetlerin, idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi,kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalliihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla yapılır. İdari vesayet yetkisikanunla düzenlenir.

 

8.           Yerel yönetimlerkendi aralarında birlik kurabilirler. Birlik kurmaya ilişkin izni BakanlarKurulu verir.

 

9.           Yerelyönetimlerin merkezi yönetim ile karşılıklı bağ ve ilgileri kanunla düzenlenir.

 

10.        Yerel yönetimleregörevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır.

 

11.        Büyük yerleşimmerkezleri için kanunla özel yönetim biçimleri oluşturulabilir.

 

Yerel yönetimlerle ilgiliyasal düzenlemelerin Anayasadaki bu hüküm ve ilkelere uygun olması gerekirAnayasa, üç tür yerel yönetimden söz etmektedir. Bunlar, “il özel idaresi”,“belediye” ve “köy”dür. Anayasa, yerel yönetimlerin yalnızca “kararorganları”nın seçimle belirlenmesini emretmektedir. Karar organlarının dışındakalan yürütme organları (belediye başkanı, vali ve muhtar) seçimle değil, atama ile belirlenebilecektir. Nitekimolağanüstü durumlarda, belediye başkanları ve muhtarlar seçimle işbaşına gelmişolsalar da görevden alınabilmekte, yerlerine başkasının atamasıyapılabilmektedir. Bu da ülkemizde askeri müdahaleleri kolaylaştıran bir niteliarz etmekte ve demokrasiden sapmaları yasallaştıracak oluşumlara nedenolmaktadır.

 

Ülkemizde, “il özel idaresi”, “belediye” ve “köy”olmak üzere üç türlü yerel yönetim birimi bulunmaktadır.

 

10. İl Özelİdaresi

 

İl özel idaresi, “il”denilen idari coğrafyada faaliyet gösteren bir yerel yönetim birimidir.Belediye ve köylerin faaliyetleri, belirli bir yerleşim alanı ile sınırlıolduğu halde, il özel idaresinin hizmetleri, yerleşim alanı içi ve yerleşimalanı dışı, il sınırları içindeki bütünbölgeyi kapsamaktadır. Bu bakımdan il özel idaresi, merkezi yönetimle diğeryerel yönetimler arasında, belediyeler ve köylerde veya bunlar arasında yerelortak hizmetler yürüten “ara düzey”bir yerel yönetim birimi olarak tanımlanabilir.

                                                    

Bir yerde il özel idaresikurulabilmesi için, söz konusu yerin il statüsüne kavuşturulması yeterlidir.Başka bir ifade ile bir yerleşim biriminin kanunla il statüsüne kavuşturulmasıile birlikte, başka bir işleme gerek kalmaksızın, otomatik olarak orada il özelidaresi de kurulmuş olmaktadır. Bu bakımdan merkezi yönetim taşra örgütü olanil ile yerel yönetim birimi olan il özel idaresinin hizmet yürüttükleri alanaynıdır. Ayrıca, il genel yönetiminin başı olan vali, aynı zamanda il özelidaresinin de yürütme organıdır. Bu benzerlikler sebebiyle, il genel yönetimi ile il özel idaresi, çoğu zaman birbirine karıştırılmaktadır.

 

Kanun, il özel idaresini;“il halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzerekurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idari vemali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi” olarak tanımlamıştır.

 

Görevleri

 

1.           İl özelidaresinin, belediye ve köyler dâhil olmak üzere il genelindeki görev ve sorumlulukları;sağlık, tarım, sanayi ve ticaret, ilin çevre düzeni planı, bayındırlık veiskân, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, kültür, sanat, turizm, sosyalhizmet ve yardımlar, yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları veyetiştirme yurtları; ilk ve orta öğretim kurumlarının arsa temini, binalarınınyapım, bakım ve onarım ile diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin hizmetlerdir.

 

2.           İl özel idareleri,belediye sınırları dışında olmak koşuluyla; imar, yol, su, kanalizasyon, katıatık, çevre, acil yardım ve kurtarma, orman köylerinin desteklenmesi,ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri yapmakla görevli veyetkilidir.

 

İl özel idaresi, kısaca,köylere yönelik hizmetlerle, belediye sınırları dışında kalan alanların altyapı, katı atık, çevre, imar vb. faaliyetleri, belediyelerin kendi sınırlarıiçinde yapmakta oldukları işler gibi, yürütmekle yetkili ve sorumlukılınmıştır.

 

2005 yılında Köy HizmetleriGenel Müdürlüğü’nün ortadan kaldırılmasıyla birlikte, bu genel müdürlüğün ilkuruluşları il özel idarelerine bağlanmış ve böylece köye yönelik hizmetler de özelidarelerin temel görevleri arasında yer almıştır.

 

İl özel idarelerine verilengörevlerin büyük bir kısmı, aynı zamanda ilgili bakanlıkların (Millî Eğitim, Sağlık,Tarım, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Ticaret Bakanlıkları vb.) ve başka merkeziyönetim kuruluşlarının da görev ve yetkileri arasında yer almaktadır.Dolayısıyla il özel idarelerinin belirtilen bu görevlerinde etkili olabilmesi,ilgili bakanlık ve diğer kamu kuruluşlarının bu konulardaki yetkilerini, biryasal düzenleme ile il özel idarelerince devretmesi veya onlarla paylaşması vebunlara bağlı olarak gerekli mali kaynakların sağlanmasıyla olanaklıdır.

 

İl özel idaresinin, “vali”, “il genel meclisi” ve “ilencümeni” olmak üzere üç organı bulunmaktadır.

 

Vali

 

Vali, il özel idaresininbaşı, tüzel kişiliğin temsilcisi ve yürütme organıdır. Bu sıfatla il genelmeclisi ve il encümeninin aldığı kararları uygular, il özel idare teşkilatınısevk ve idare eder; il özel idaresi personelini atar.

 

Vali, il özel idaresinistratejik plana uygun olarak yönetir. İl genel meclisine sunulacak olanstratejik planı, performans planını, bütçe ile çalışma programlarını hazırlar. Vali,il encümenine başkanlık eder; il halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğuiçin gereken önlemleri alır.Vali, il özel idare hizmetlerinin diğer yerelyönetimler ve kamu kuruluşları arasında bütünlük ve uyum içinde yürütülmesineyönelik koordinasyonu sağlar.

 

Valinin çalışmaları, ilgenel meclisi tarafından denetlenir. Vali, bir önceki yıla ait faaliyetraporunu, Mart ayı toplantısında il genel meclisine sunar. Raporla ilgilimecliste görüşme açılır. Faaliyet raporundaki açıklamalar, meclis üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğuylayeterli görülmezse, yetersizlik kararıyla görüşmeleri kapsayan tutanak, meclisbaşkanı tarafından gereği yapılmak üzere İçişleri Bakanlığına gönderilir.Belediye başkanında olduğu gibi, il genel meclisinin, güvensizlik oyu ile valiyidüşürme yetkisi bulunmamaktadır.

 

İl Genel Meclisi

 

İl özel idaresinin kararorganı, il genel meclisidir. İl genel meclisi üyeleri, ilçeler adınaseçilmektedir. İl genel meclisi seçimleri, tek dereceli, nispi temsilyöntemiyle, serbest, eşit, gizli oy, açık sayım ve döküm esasına göre beş yıldabir yapılır. İl genel meclisinin üye sayısı, ildeki ilçelerin sayısına ve ilçenüfuslarına göre değişmektedir.

 

İl genel meclisi, seçimsonuçlarının ilanını izleyen beşinci gün kendiliğinden toplanır. Bu toplantıdameclise en yaşlı üye başkanlık eder. Meclis bu toplantıda, üyeleri arasından vegizli oyla meclis başkanını, birinci ve ikinci başkan vekilini, ikisi yedekolmak üzere dört kâtip üyeyi, ilk iki yıl için görev yapmak üzere seçer. İlkiki yıldan sonra seçilecek başkanlık divanı, ilk mahalli idareler seçimlerinekadar görev yapar.

 

İl genel meclisi, bir aylıktatil hariç olmak üzere her ayın ilk haftası meclis tarafından belirlenen gündemutat toplantı yerinde toplanır. Bütçe görüşmelerine rastlayan toplantı süresien çok yirmi gün, diğer toplantıların süresi ise en çok beş gündür. İl özelidarenin en etkili organıdır. İl genel meclisinin önemli görevlerinden bazılarışunlardır:

 

1.           İl özelidaresinin stratejik planı ile yatırım ve çalışma programlarını, il özel idarefaaliyetlerini ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve kararbağlamak. Bütçe ve kesin hesabını kabul etmek.

 

2.           İl çevre düzeniplanı ile belediye sınırları dışındaki alanların imar planını görüşmek vekarara bağlamak.

 

3.           Borçlanmaya kararvermek.

 

4.           İl özel idaresiadına imtiyaz verilmesine ve il özel idaresi yatırımlarının yap-işlet veyayap-işlet-devret modeli ile yapılmasına, il özel idaresine ait şirket, işletmeve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.

 

5.           İl özel idaresitarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek.

 

6.           Norm Kadroçerçevesinde il özel idaresinin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas,iptal ve değiştirilmesine karar vermek.

 

İl genel meclisi,çalışmasını yürütürken bazı koşullara uymakla yükümlüdür. Bu koşullar, il genelmeclisinin fesih sebebini oluşturur.İl genel meclisi: Kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum il özelidaresine ait işleri aksatırsa (örneğin bütçeyi zamanında görüşüp kararbağlamaz ise), il özel idaresine verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasi konularda karara alırsa, İçişleriBakanlığının bildirisi üzerine Danıştay’ınkararı ile feshedilir. Bu şekilde feshedilen meclisin yerine seçilenmeclis, kalan süreyi tamamlar.

 

İl Encümeni

 

İl encümeni, il genelmeclisinde karara bağlanacak konuların ön incelenmesini yapan ve daha çok “yürütme”ye ilişkin fonksiyonları olanbir organdır. İl encümeni, valinin başkanlığında, il genel meclisinin her yılkendi üyeleri arasından bir yıl için seçeceği beş üye ile biri mali hizmetlerbirim amiri olmak üzere valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği beşüyeden oluşur. Görüldüğü gibi, il encümeni üyelerinin beşi meclisten ve diğerbeşi de bürokrasiden olmak üzere on kişiden meydana gelmektedir. Öncekidüzenlemede encümenin üye sayısı beş idi ve bu üyelerin tamamı il genel meclisiiçinden seçilmekteydi.

 

İl daimi encümenine vali yada katılamaması halinde genel sekreter başkanlık eder. Encümenin gündemi valitarafından hazırlanır. Encümen üyeleri gündem maddesi teklif edebilirler. İlencümeninin başlıca görev ve yetkileri şunlardır:

 

1.           Stratejik plan veyıllık çalışma programı ile bütçe ve kesin hesabı inceleyip il genel meclisinegörüş bildirmek.

2.           Yıllık çalışmaprogramına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak.

3.           Kanunlardaöngörülen cezaları vermek.

4.           Belediyesınırları dışındaki umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek.

5.           Vali tarafındanhavale edilen konular hakkında görüş bildirmek.

6.           Öngörülmeyengiderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek.

 

Encümenin başkan veüyelerine, belirli miktarda aylık ödenek verilir. Yeni düzenlemede encümeninyetki ve görevleri, öncekine oranla oldukça daraltılmıştır. Bu çerçevedeencümen, yürütme ve danışma organı niteliğinde işlevlere sahip kılınmıştır.

 

İl Özel İdaresi Örgütü

 

İl özel idaresinin örgütyapısı, Büyükşehir belediyelerinde olduğu gibi, genel sekreterlik ve onunaltında daireler ya da müdürlükler biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre il özelidaresinin bürokratik yapısı, genel sekreterlik, mali işler, sağlık, tarım,imar, insan kaynakları, hukuk birimlerinden oluşmaktadır. İlin nüfusu, fizikive coğrafi yapısı, ekonomik, sosyal, kültürel özellikleri ile gelişmepotansiyeli dikkate alınarak norm kadro sistemine ve ihtiyaca göreoluşturulacak diğer birimlerin kurulması, kaldırılması veya birleştirilmesi, ilgenel meclisinin kararı ile olmaktadır. Bu birimler, Büyükşehir belediyesi olanillerde daire başkanlığı ve müdürlük, diğer illerde müdürlük şeklinde kurulur.

 

Genel sekreter.İl özel idaresi hizmetlerini vali adınave onun emirleri yönünde, mevzuat hükümlerine, il genel meclisi ve il encümenikararlarına, il özel idaresinin amaç ve politikalarına, stratejik plan ve yıllıkçalışma programına göre düzenlemek ve yürütmekle görevlidir. Genel sekreter, buamaçla il özel idaresi kuruluşlarına gereken emirleri verir ve bunlarınuygulanmasını gözetir ve sağlar.

 

 

11. BelediyeYönetimi

 

Yerel yönetim kuruluşlarıiçinde en önemlisi belediyedir. Türkiye nüfusunun yaklaşık %80’i belediye sınırlarıiçinde yaşamaktadır. Türkiye’de Şubat 2005 tarihi itibariyle 3225 belediye bulunmaktadır. Belediyenin,yönetim sistemimiz içinde yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır.Belediye, il özel idaresi gibi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e intikal eden yönetimkurumlarındandır. 1930 tarihinde kabul edilmiş olan 1580 sayılı Belediye Kanunu,belediyecilik deneyimine önemli katkı sağlamış ve 75 yıllık uygulamadan sonrayerini 03.07.2005 tarihinde kabul edilen 5393 sayılı Belediye Kanunu’na bırakmıştır.

 

Türkiye’deki iki çeşitbelediye bulunmaktadır. Birincisi, bütünüyle Belediye Kanunu’na göre kurulan veçalışan belediyeler; ikincisi ise yalnızca büyük kentlerde faaliyet gösteren vefarklı bir statüye tâbi olan Büyükşehir Belediyeleridir.

 

Görevleri

 

1.           Stratejik plan,imar ruhsat ve denetim; su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel altyapı; toplutaşıma ve şehir içi trafik;

2.           Çevre ve çevresağlığı, temizlik ve katı atık, ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar, konut;

3.           Zabıta, itfaiye,acil yardım, kurtarma ve ambulans;

4.           Kültür ve sanat,turizm ve tanıtım; gençlik ve spor, sosyal hizmet ve yardım, meslek ve becerikazandırma; kadınlar ve çocuklar için koruma evleri;

5.           Evlendirme, definve mezarlıklar;

6.           Ekonomi veticaretin geliştirilmesi;

7.           Coğrafi ve kentbilgi sistemleri;

8.           Gayri sıhhimüesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin ruhsatlandırılmasıve denetimi;

9.           Devlete ait herderecedeki okul binalarının yapım, bakım, onarım ve her türlü malzeme ihtiyaçlarınıkarşılama;

10.        Sağlıkla ilgili hertürlü tesis açma ve işletme;

11.        Kültür ve tabiatvarlıkları, tarihi doku ve kent tarihiyle ilgili mekânlar ve işlevlerin korunması,bakımı, onarımı;

12.        Toptancı veperakendeci halleri, otobüs terminali, fuar alanı, yat limanı ve mezbaha hizmetleri.

 

Belediye yönetiminin, “belediye başkanı”, “belediye meclisi” ve “belediye encümeni” olmak üzere üçorganı bulunmaktadır.

 

 

Belediye Başkanı

 

Belediye başkanı, belediyeyönetiminin başı ve yürütme organıdır. Başkan, belediye sınırları içinde yaşayanseçmenler tarafından tek dereceli ve çoğunluk sistemi ile beş yıllık bir süreiçin seçilmektedir. Belediye başkanının, meclis üyeleri tarafından değil dedoğrudan doğruya halk tarafından seçilmesi, ona belediye yönetiminde güçlü birliderlik konumu kazandırmaktadır. Belediye başkanının görev ve yetkilerindenbazıları şunlardır:

 

1.           Belediyeteşkilatının en üst amiri olarak onu sevk ve idare etmek, belediye personeliniatamak, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak.

 

2.           Belediyeyistratejik plana uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsalstratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediyefaaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve uygulamak,izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak.

 

3.           Meclis veencümene başkanlık etmek ve bu organların kararlarını uygulamak.

 

4.           Belde halkınınhuzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak.

 

5.           Belediyemallarını yönetmek, belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek.

 

6.           Bütçeyiuygulamak, belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek.

 

7.           Bütçede yoksul vemuhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, özürlülere yönelik hizmetler yürütmekve özürlüler merkezini oluşturmak.

 

8.           Belediyeyi Devletdairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerindetemsil etmek veya vekil tayin etmek.

 

Aşağıdaki şartlardanbirinin gerçekleşmesi halinde, İçişleri Bakanlığı’nın başvurusu üzerineDanıştay’ın kararı ile belediye başkanının başkanlık sıfatı sona ermektedir:

 

1.           Mazeretsiz vekesintisiz olarak yirmi günden fazlagörevini terk etmesi ve bu durumun mahallin mülkî idare amiri tarafından belirlenmesi;

 

2.           Seçilmeyeterliğini kaybetmesi;

 

3.           Görevinisürdürmesine engel bir hastalık veya sakatlık durumunun yetkili sağlık kuruluşuraporuyla belgelenmesi;

 

4.           Meclisin feshineneden olan eylem ve işlemlere katılması.

 

Belediye Meclisi

 

Belediye meclisi, belediyeyönetiminin karar organıdır. Meclis üyeleri, nispi temsil yöntemiyle beş yıldabir seçilmektedir. Meclis üyelerinin sayısı, belde, kasaba ya da kentin nüfusdurumuna göre 9 – 55 arasında değişiklik göstermektedir.  Belediye meclisinin başlıca görevlerişunlardır:

 

1.           Stratejik planile yatırım ve çalışma programlarını, belediye faaliyetlerinin ve personelininperformans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek.

 

2.           Bütçe ve kesinhesabı kabul etmek, imar planlarını ve programlarını görüşmek ve onaylamak,borçlanmaya karar vermek.

 

3.           Belediye vergi veresimlerine ait tarifeleri; bunların dışında belediye tarafından yerinegetirilecek hizmetler karşılığında alınacak ücret tarifelerini düzenlemek.

 

4.           Taşınmaz malalımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veyakaldırılmasına karar vermek.

 

5.           Belediye adınaimtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devretmodeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerinözelleştirilmesine karar vermek.

 

6.           Belediyetarafından çıkarılacak yönetmelikleri inceleyip onaylamak.

 

7.           Meydan, cadde,sokak, park ve benzeri yerlere ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması,birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek.

 

8.           Belediye başkanıile encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak.

 

Belediye Encümeni

 

Belediye encümeni, belediyebaşkanının başkanlığında; İl belediyelerinde ve nüfusu 100.000’in üzerindekibelediyelerde, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından her yıl seçeceği üçüye ile biri mali hizmetler birim amiri olmak üzere belediye başkanının her yılbirim amirleri arasından seçeceği iki üye olmak üzere yedi kişiden; diğerbelediyelerde iki meclis üyesi ile yine biri mali hizmetler birim amiri olmaküzere belediye başkanının birim amirleri arasından seçeceği bir üye olmak üzerebeş kişiden oluşur. Buna göre belediye encümeni, seçimle gelenlerle (meclis üyeleri)birim amirlerinden (müdürlerden) kurulmaktadır. Bu üyelerin görev süreleri biryıldır. Encümen, yeni düzenleme ile danışmave yürütme organı halinegetirilmiştir. Görevleri şunlardır:

 

1.           Stratejik plan veyıllık çalışma programı ile bütçe ve kesin hesabı inceleyip belediye meclisinegörüş bildirmek.

2.           Yıllık çalışmaprogramına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararı almak ve uygulamak.

3.           Kanunlardaöngörülen cezaları vermek.

4.           Öngörülmeyengiderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek.

5.           Umuma açık yerlerinaçılış ve kapanış saatlerini belirlemek.

6.           Taşınmaz malsatımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresiüç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek.

 

12. BüyükşehirBelediye Yönetimi

 

Mart 1984’den itibaren Türkiye’deklasik belediye yönetimi yanında, bir de içinde birden fazla belediye bulunanbüyük yerleşim birimlerinde iki kademeli metropol belediye sisteminegeçilmiştir. Bu sistem, temel itibariyle, merkezde bir anakent belediyesi ilebuna bağlı ilçe/ilk kademe belediyelerinden meydana gelmektedir.

 

Yirmi yıldan beriuygulanmakta olan 1984 tarih ve 3030 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu yerini,yerel yönetim reformu kapsamında hazırlanarak TBMM’de 10.07.2004 tarihindekabul edilen 5216 sayılı BüyükşehirBelediyesi Kanunu’na bırakmıştır. Bununla beraber, Belediye Kanunu ile diğerilgili kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri, ilgisine göre Büyükşehir,ilçe/ilk kademe belediyeleri için uygulanmaya devam edilmektedir.

 

Yeni düzenleme ile biryerde Büyükşehir belediyesi kurulabilmesi için, o yerin il merkezi olması, enaz üç ilçe veya ilk kademe belediyesini kapsaması ve yerleşim birimlerinin sonnüfus sayımına göre toplam nüfusları 750 binden fazla olması gerekmektedir.

 

Görevleri

 

Büyükşehir belediyesi ileilçe/ilk kademe belediyelerinin görev ve yetkileri, 5216 sayılı Büyükşehir BelediyeKanunu’nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Adı geçen Kanun, Büyükşehirbelediye yönetiminin görev ve yetkilerini, alan ve konu olarak genişletmiştir.

 

İstanbul ve Kocaeli’nde, Büyükşehir belediyelerininsınırları, il mülki sınırları olmuştur; diğer Büyükşehirlerde ise mevcut valilik binası merkez kabul edilmekşartıyla, nüfusu bir milyona kadar olan Büyükşehirlerde yarıçapı yirmikilometre, nüfusu bir milyondan iki milyona kadar olanlarda yarıçapı otuzkilometre, nüfusu iki milyondan fazla olanlarda yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı, Büyükşehir belediyesininsınırını oluşturmaktadır. Ayrıca, Büyükşehir belediyesinin sınırlarıçevresindeki belediye ve köylerin, Büyükşehir belediyesine katılmaları dakolaylaştırılmıştır. Böylece belediyelerin ölçek bakımından büyütülmesi amaçlanmıştır.

 

Konu bakımından da Büyükşehirbelediyelerinin yetki ve görevleri artırılmıştır. Buna göre, stratejik plan,nazım imar planı, ulaşım ana planı, su ve kanalizasyon, toplu taşımacılık,çevre sağlığı, merkezi ısıtma, itfaiye, yolcu ve yük terminalleri, anayol vecaddelerin yapımı, ağaçlandırma, spor, coğrafi ve kent bilgi sistemlerinikurma, birinci sınıf gayrisıhhî müesseseleri ruhsatlandırma, sağlık merkezleri,hastaneler, eğitim, sosyal ve kültürel hizmetler, kültür ve tabiat varlıklarıile tarihi dokuyu koruma gibi ortak kent hizmetleri, Büyükşehir belediyesininyetki ve sorumluluğundadır. İnşaatlara ruhsat verme, tali yol ve meydanlarıyapma, sokak temizliği, yeşil alan ve spor tesisleri meydana getirme,yaşlılara, özürlülere, kadınlara, gençlere ve çocuklara yönelik sosyal hizmetler,mesleki eğitim ve beceri kursları, defin hizmetleri, umuma açık dinlenme veeğlence yerleri ile ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseleriruhsatlandırma gibi klasik nitelikteki belediye hizmetleri de ilçe/ilk kademebelediyelerine bırakılmıştır.

 

Büyükşehir belediyesininorganları, “Büyükşehir Belediye Meclisi”,“Büyükşehir Belediye Encümeni” ve “Büyükşehir Belediye Başkanı”ndanmeydana gelmektedir.

 

Büyükşehir Belediye Meclisi

 

Büyükşehirbelediye meclisi, büyük şehir belediyesinin karar organıdır. Büyükşehir belediye başkanı büyük şehir belediyemeclisinin başkanı olup,  büyük şehir içindeki diğer belediyelerinbaşkanları, Büyükşehir belediye meclisinin doğal üyesidir.

Büyükşehir ilçe/ilk kademebelediye meclisleri ile bunların çalışma usul ve esaslarına ilişkin diğerhususlarda Belediye Kanunu hükümleri uygulanır. Büyükşehir belediye meclisiningörev ve yetkileri şunlardır:

 

1.           Büyükşehirbelediyesinin plan, program ve bütçesini görüşüp karara bağlamak.

2.           Büyükşehir nazımimar planını yapmak.

3.           İlçe/ilk kademebelediye meclislerince kabul edilen uygulama imar planları ile bütçeleri tetkikederek aynen veya değiştirerek kabul etmek.

4.           İlçe/ilk kademebelediyelerince yürütülen hizmetlerde, uyum ve koordinasyonu sağlayıcı kararlaralmak. Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyeleri arasında hizmetlerinyürütülmesiyle ilgili ihtilafları çözümleme konusunda yönlendirici vedüzenleyici karar almak.

5.           Yurtdışıbelediyeleri ile ilgili karşılıklı işbirliği ve kardeş şehir ilişkisi kurmak.

6.           Meydan, cadde,sokak ve parklara isim vermek ve bu yerler konulacak anıt, heykel, büst vediğer benzeri sanat eserlerini tespit etmek.

7.           Hizmetler ilişkinücret tarifelerini belirlemek, borçlanmaya, şirket kurmaya, mahalli idarebirliklerine katılmaya karar vermek ve kanunla verilen diğer görevleri yapmak.

 

Büyükşehir Belediye Encümeni

 

         Büyükşehir belediye encümeni, belediye başkanınınbaşkanlığında, belediye meclisinin kendi üyeleri arasından bir yıl için, gizlioyla seçeceği beş üye ile biri genel sekreter, biri malî hizmetler birim amiriolmak üzere belediye başkanının her yıl birim amirleri arasından seçeceği beşüyeden oluşur.

 

Büyükşehir Belediye Başkanı

 

Büyükşehir belediyesininüçüncü organı, “Büyükşehir Belediye Başkanı”dır. Başkan, Büyükşehir belediyesınırları içindeki seçmenler tarafından çoğunluk usulüne göre seçilir.Büyükşehir belediye başkanının yetki ve görevleri şunlardır:

 

1.           Büyükşehir tüzelkişiliğinin temsil etmek ve onun en üst amiri olarak belediye teşkilatınıkanunlarla ve stratejik plana uygun olarak sevk ve idare etmek.

 

2.           Bütçeyiuygulamak, belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşları denetlemek.

 

3.           Meclis ve encümenebaşkanlık etmek ve onların kararlarını uygulamak.

 

4.           Büyükşehirbelediyesi ve bağlı kuruluşları ile işletmelerin etkin ve verimli bir şekildeyönetilmesini sağlamak.

 

5.           Büyükşehirbelediyesinin gelir, alacak, hak ve menfaatlerini izlemek ve tahsil ettirmek.

 

6.           Resmi dairelerde,idari ve adli yargı mercilerinde davacı veya davalı sıfatıyla büyükşehirbelediyesini temsil etmek veya başkasına vekâlet yetkisi vermek,

 

7.           Gerektiğindebizzat nikâh kıymak.

 

8.           İlçe/ilk kademebelediyeleri arasında hizmetlerin yürütülmesinde birlik ve beraberliği sağlamakve ilçe/ilk kademe belediyelerince yapılan hizmetlerin etkinliğini sağlayıcıtedbirleri almak ve bu amaçla gerektiğinde mahallinde denetlemelerde bulunmak.

 

Büyükşehir ve ilçe/ilkkademe belediye meclislerinin bütçe ve imarla ilgili olanlar dışındaki bütünkararları, büyükşehir belediye başkanına gönderilir. Başkan, hukuka aykırıgördüğü kararların tekrar görüşülmesini isteyebilir. Meclisler, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kararlarında ısrar ederlerse kararlar kesinleşmişolur. Başkan, kesinleşen kararların iptali için idari yargıya başvurabilir.

 

Kanun, belediye başkanlarıiçin bazı sınırlamalar getirmiştir. Buna göre, Büyükşehir ve büyükşehir kapsamındakiilçe ve ilk kademe belediye başkanları, görevlerinin devamı süresince siyasipartilerin yönetim ve denetim organlarında görev alamaz; profesyonel sporkulüplerinin başkanlığını yapamaz ve yönetiminde bulunamazlar.

 

 

 

         Büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresininbaşı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Büyükşehir belediye başkanı, ilgilikanunda gösterilen esas ve usullere göre büyükşehir belediyesi sınırlarıiçindeki seçmenler tarafından doğrudan seçilir. Büyükşehir belediye başkanvekili, Belediye Kanunundaki usullere göre belirlenir. Ancak, büyükşehirkapsamındaki ilçe ve ilk kademe belediye başkanları büyükşehir belediye başkanvekili olamaz.

 

BelediyeKanunundaki hükümler saklı kalmak kaydıyla büyükşehir belediye meclisininfeshine neden olan eylem ve işlemlere katılan büyükşehir, ilçe ve ilk kademebelediye başkanlarının görevlerine Danıştaykararıyla son verilir.

 

13. KöyYönetimi

 

Türkiye’de köy denilince,nüfusu az, önemli yerleşme merkezlerinden uzak, ekonomik yapısı büyük ölçüdetarıma dayalı ve kendisine özgü toplumsal ilişkileri bulunan yerleşme birimiakla gelir. Bu açıdan köylere zaman zaman “kırsal yerleşmeler” ve bu yörelerdeyaşayanlara da “kırsal nüfus” gibi adların verildiği görülmektedir. Ancak,“kırsal” sözcüğü, yalnız köyleri içermemekte, köylerle birlikte belli bir nüfusyoğunluğuna ulaşamayan kasabaları ve muhtarlık olmayan küçük yerleşimbirimlerini de kapsamı içine almaktadır.

 

Köy kavramı, her şeydenönce bir yönetim biriminin belirlenmesi ile ilgili olduğundan, bu açıdan bazı yasaltanımlara konu olmaktadır. Köy Kanunu köyü, “nüfus”, “orta malları ve diğertaşınmazları” bakımından tanımlanmıştır. Kanuna göre, “nüfusu 2.000’den aşağı” yerleşme birimleriköydür. Ayrıca, “cami, mektep, yaylak, baltalık gibi orta malları bulunan topluveya dağınık evlerde oturan insanlar bağ, bahçe ve tarlaları ile birlikte birköy teşkil ederler”. Köy Kanunu yasal uygulamalar için 150 kişilik alt nüfustabanı da öngörmektedir. Buna göre, nüfusu 150ila 2.000 arasındaki yerlerde 442sayılı Köy Kanunu, tam olarakuygulanmaktadır. Nüfusu 150’den az olan köyler, şu durumlardan birini seçmekleyükümlüdür:

 

1.           Etrafındakiköylerden (muhtarlıklardan) birine bağlanmak;

2.           Köy Kanunu’nueksik uygulamak;

3.           Eski geleneklerinegöre işlerini yapmak;

4.           Birkaç köy birarada ise, kendi aralarında birleşerek köy (muhtarlık) olmak.

 

20 Mayıs 2002 tarihiitibariyle muhtarlık teşkilatına sahip köylerin sayısı 35.124’tür. Mahalle, oba, mezra, kom, divan, iskele ve istasyongibi köy altı yerleşim birimleriyle birlikte bu sayı 80.000’i aşmaktadır. Kırsal kesimdeki yerleşim birimleri dağınıkbir manzara göstermektedir. Köylerimizin büyük bir kısmı, dağ eteklerinde veyamaçlarda bulunmaktadır. Ortalama köy büyüklüğü 650 – 700 kişi civarındadır.Köylerimizin bu yapısı, kamu hizmetlerinin yürütülmesini zorlaştırmakta vemaliyetleri yükselmektedir.

 

 

Görevleri

 

Köyün zorunlu işleri;sağlık, temizlik, bayındırlık, tarım ve eğitim konularıyla ilgilidir.Bataklıkları ve su birikintilerini kurutmak, köye kapalı yoldan içme suyugetirmek, kuyu ve su kanallarını daima temiz tutmak, köyün temizlik ve sağlıkalanındaki zorunlu işleridir. Köy içi yolları, mescit, okul ve konuk odasıyapmak veya yaptırmak da köyün bayındırlık görevleri arasındadır. Köydekihayvanlara, ekinlere, meyvelere ve diğer bitkilere ârız olan hastalıklarınönlenmesi için merkezi yönetim kuruluşlarıyla işbirliği yapmak, köyün diğerzorunlu işleridir.

 

Köyün isteğe bağlı işleride, nitelik itibariyle, zorunlu görevlere benzemektedir. Ancak isteğe bağlıişler, daha çok köyün, ekonomik ve sosyal yönden gelişmesi ve güzelleşmesi ileilgili hizmetlerden oluşmaktadır. Köyde çamaşırlık, hamam, Pazar ve çarşıyerleri yapmak, uygun yerlerde orman yetiştirmek, köyde sulama tesisleri kurmakve köylünün bilgisini artıracak türden kitaplar getirmek gibi işler, köyünisteğe bağlı görevleri arasında yer almaktadır.

 

Köylerin yönetimi, “muhtar”, “köy derneği” ve “köy ihtiyarmeclisi” olmak üzere üç organdan oluşmaktadır.

 

Muhtar

 

Muhtar, köy yönetimininbaşıdır ve devletin köydeki temsilcisidir. Muhtar, köy derneği tarafından beşyıllık bir süre için seçilmektedir. Muhtarlık seçiminde siyasi partiler adaygösteremezler. Muhtarın, köy tüzel kişiliğinin yürütme organı olması sebebiyle köyle ilgili görevleri, devletinköydeki temsilcisi olması nedeniyle de devletle ilgili işlevleri bulunmaktadır.

 

Muhtarın köyle ilgiligörevleri; köylünün zorunlu işlerini yapmak ve yaptırmak, köy işlerine harcanacakolan parayı toplamak ve harcamak için emir vermek, mahkemede ve diğer resmiyerlerde köyü temsil etmektir.

 

Muhtarın devlet görevleri; yasalarıve hükümet emirlerini halka duyurmak, dirlik ve düzenliği sağlamak, nüfusişlerini düzenlemek, doğal afet gibi olağanüstü olayları gerekli yerlerebildirmek, merkezi yönetim kuruluşlarının köyle ilgili faaliyetlerine yardımcıolmaktır. Muhtar, köyde devletin temsilcisi olması sebebiyle, il veya ilçe yada bucaktaki mülki idare amiri, jandarma, nüfus ve ziraat memurları gibi kamugörevlileriyle sürekli ilişki halindedir.

 

Muhtar, seçimle işbaşınagelen bir yerel yönetici olmasına rağmen, maaşını, köy bütçesi yerine devlettenalmaktadır. Bir yerel yönetim biriminin başı ve yürütme organının devlettenmaaş alması, onu siyasi bir yönetici olmaktan çıkarmakta ve klasik bir “devletmemuru” haline getirmektedir. Mülki amirler, muhtarın köyün yararına olmayankarar ve işlemlerini bozabilirler. Ancak muhtarın yerine geçerek kararvermezler. Yasalarda kendisine verilen görevleri yapmayan muhtar, yetkili idariyargı organının kararı ile görevden uzaklaştırılabilir.

 

Köy Derneği

 

Köy derneği, köy tüzelkişiliğinin genel karar organıdır veköydeki seçmenlerden meydanagelmektedir. Köydeki bütün seçmenler, köy derneği aracılığı ile sınırlı da olsaköy yönetimine doğrudan katılabilmektedirler. Bu organın adının “dernek”olması, Dernekler Kanunu’na göre kurulan derneklerle bir benzerliğiçağrıştırabilir. Oysa köy derneğinin, isim benzerliği dışında diğer derneklerlehiç bir ilişkisi yoktur. Köy derneğinin kaldırılması yönünde görüşlerbulunmaktadır. Köy derneği yerine, üyelerinin sayısı köylerin büyüklüğüne göredeğişen bir köy meclisi kurulabilir. Köy derneğinin en önemli görevleri şunlardır:

 

1.           Köy muhtarını veihtiyar meclisi üyelerini seçmek;

2.           Yapılması isteğebağlı olan işlerin zorunlu hale getirilmesine karar vermek;

3.           Köyün bir başkaköyle birleşmesine veya ayrılmasına, gerekli şartlar oluştuğunda köyde belediyekurulmasına karar vermek.

 

 

Köy İhtiyar Meclisi

 

Köy ihtiyar meclisi, köyyönetiminin yürütme, denetleme ve karar organıdır. İhtiyar meclisi,“seçimle gelen” ve “tabii” olmak üzere iki tür üyeden oluşmaktadır. Seçimlegelen üyeler, köy derneği tarafından tek dereceli ve çoğunluk usulüne göreyapılan seçimle, beş yıllık bir süre için belirlenmektedir. Seçimle işbaşınagelen üyelerin sayısı, nüfusu 1.000’e kadar olan yerlerde 8, 1.000-2.000arasındaki yerlerde 10 ve 2.000’den fazla olan köylerde 12 kişidir. Bunlarınyarısı asıl, diğer yarısı ise yedek üyedir. Köy ihtiyar meclisi üyeliğiseçimlerinde de adaylık usulü yoktur. Seçmenler, muhtar için bir ad, ihtiyarmeclisi üyeleri için asıl üye sayısının bir katı kadar isim yazılmış oy pusulalarınıaynı zarfa koyarak oylarını kullanırlar.

 

Köy okulunun müdürü ve köy imamı, ihtiyar meclisinin tabii üyesidir. Köy ihtiyarmeclisinin, “yönetim”, “denetim” ve “yargılama” olmak üzere üç işlevibulunmaktadır. İhtiyar meclisinin görevleri şunlardır:

 

1.           Köye ait işlerigörüşüp, önem durumlarına göre sıraya koymak;

2.           Hangi işlerinimece yoluyla yapılacağına, hangi işlerin de köylüden alınacak salma ve diğerparalarla görüleceğine karar vermek;

3.           Köy hizmetleriiçin kamulaştırma kararı almak;

4.           Zorunlu işleriyapmayan köylüye para cezası vermek;

5.           Köy hizmetleriiçin köylüden alınan paranın miktarını herkesin durumunda göre saptamak.

 

Mahalle Yönetimi. Her kent ve kasaba, çeşitli adlarla ifadelendirilen mahallelerdenmeydana gelir. Belediye sınırları içinde mahalle kurulması, kaldırılması,birleştirilmesi bölünmesi, adları ile sınırlarının belirlenmesi veyadeğiştirilmesi, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valininonayı ile olmaktadır. Mahalle; il, belediye ve köy gibi bir yerel yönetim birimideğildir. Mahallenin tüzel kişiliğiyoktur. Mahalle yönetimi, hizmet ve sorumluluk bakımından, belediye vemülki makamlarla (vali ya da kaymakam) ilişkilendirilmiştir. Mahalli mülkimakamların, mahalle muhtarları üzerinde hiyerarşik denetimi andıran yetkileribulunmaktadır. Bununla beraber mahalle, organlarının seçimle işbaşına gelmesibakımından yerel yönetim birimlerine benzemektedir.

 

14. HizmetYerinden Yönetim Kuruluşları

           

Demokrasi ile yönetilenbütün ülkelerde, merkezi yönetim ve yerel yönetimlerden başka, özerk nitelikte örgütlenmiş kamukurumları da bulunmaktadır. Bu kurumlar, hizmet yönünden yerinden yönetimilkesinin ya da fonksiyonel desantralizasyonun bir sonucu olarak ortayaçıkmışlardır. Bu sebeple söz konusu kamu kurumlarına “hizmet yerinden yönetimkuruluşları” denilmektedir. Hizmet yerinden yönetim kuruluşları, kamuyönetiminin yapısında, merkezi yönetim ve yerel yönetim kuruluşlarından sonraüçüncü grup yönetim birimlerini meydana getirirler.

 

Hizmet yerinden yönetimkuruluşları, çeşitli alanlara yayılmıştır. Ticari ve sınaî alanda faaliyetgösteren hizmet yerinden yönetim kuruluşları olduğu gibi, eğitim, kültür,teknik, sosyal yardım ve yayın alanında hizmet yürüten kuruluşlar dabulunmaktadır. Bunlar, her biri ayrı bir kamu hizmetinde uzmanlaşmışkurumlardır. Söz konusu kurumlar, genelmüdürlük, kurum, kurul, oda, ofis vebaşkanlık gibi çeşitli isimler altında örgütlenmiştir.

 

Ø    Üniversiteler

Ø    TRT

Ø    Sosyal Sigortalar Kurumu

Ø    Kamu İktisadi Teşebbüsleri

Ø    Ticaret ve Sanayi Odaları

 

Bunlardan bazılarıdır. Hizmet yerinden yönetimkuruluşlarının başlıca özellikleri şunlardır:

 

1.           Merkezi yönetiminhiyerarşik yapısı dışında örgütlenmişlerdir.

 

2.           Tüzelkişilikleri, kendilerine ait mal varlıkları, gelir kaynakları ve bütçelerivardır.

 

3.           Belirli ölçüdeözerkliğe sahiptirler. Kendi organlarınca yönetilirler.

 

4.           Kanunla ya dakanunun verdiği yetkiye dayanarak kurulurlar.

 

5.           Kamu yönetimininbütünlüğü içinde faaliyet gösterirler. Bu bütünlüğü sağlamanın aracı olarakvesayet denetimine tâbidirler.

 

6.           Hizmet konuları,belirli işlevlerle sınırlıdır, genellikle tek amaçlı örgütlerdir.

 

7.           Kamu yararınayönelik olarak çalışırlar.

 

Hizmet yerinden yönetimkuruluşları, faaliyet konuları, işleyiş biçimleri, yönetim yapıları veyetkilerinin niteliği bakımından birbirinden farklı özelliklere sahiptirler.Burada, söz konusu kuruluşlara örnek olarak, Kamu Kurumu Niteliğindeki MeslekKuruluşları üzerinde durulacaktır.

 

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

 

Mesleki kamu kurumları,anayasal organlardır. Anayasa’ya göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarınıkarşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlereuygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halkile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinive ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleritarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oylaseçilen kamu tüzelkişilikleridir. (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, TürkTabipler Birliği, Barolar Birliği vb.)

 

Kamukurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekligörevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz. Kuruluşamaçları dışında faaliyette bulunamazlar. Bu meslek kuruluşları ve üstkuruluşları organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler. Bumeslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallarkanunla düzenlenir. Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarınınsorumlu organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileriseçtirilir.

 

 

III. Bürokrasi

 

 

Bürokrasi, kelime olarak,Latince “bura” ve Yunanca “kratos” sözcüklerinden türetilmiştir. “Bura”, masalarıörmede kullanılan koyu renkli kumaş; “kratos” ise egemenlik, yönetim anlamınagelmektedir. Buna göre bürokrasi, “masaların ya da büroların egemenliği”anlamındadır. Bu kavramın ortaya çıktığı dönemde memurların, hizmetyürüttükleri masaların üzeri koyu renkli bir kumaşla örtülmekteydi. Aslında bubenzetme ile ifade edilmek istenilen, memurların toplum üzerinde giderek artanegemenliğidir. Memurların bu egemenliği, onların hizmet yürüttükleri bir araçla(yazı masası) ya da mekânla (büro) nitelendirilmiştir.

 

Max Weber’e göre bürokrasi,işbölümü, otorite hiyerarşisi, yazılı kurallar, yazışmaların ve faaliyetlerindosyalanması, gayrişahsîlik, disipline olmuş bir yapı ve resmi pozisyonlardaoluşan bir örgüt biçimidir. Bu anlamda bürokrasi, rasyonel bir örgüt biçimidir;teknik olarak diğer örgüt biçimlerinden üstündür.

 

1. Bürokrasinin Yapısal ve İşlevsel Özellikleri

 

1.           Yasalarla Düzenlenmiş Yetki Alanı: Bürokratik yapılarda amaçların gerçekleştirilebilmesiiçin gerekli düzenli çalışmalar, resmi görevler olarak belirli bir biçimdedağıtılır. Bu görevlerin yerine getirilmesi için gerekli emir ve yaptırımlarkurallara bağlanır.

 

2.           Görev Hiyerarşisi ve Otoritenin Kademelenmesi: Bürokratik örgütte görevler hiyerarşik bir düzeniçinde yürütülür. Bu düzen sayesinde, alt birimler üstlerin denetimi ve gözetimialtına girer. Birçok rasyonel bürokratik örgüt biçimi en üstte bir tek kişi iletemsil edilmektedir. Bu idari hiyerarşide herkes, kendi yönetimi altındakilerinkarar ve eylemlerinden dolayı, üstlerine karşı sorumludur.

 

3.           Yönetimin Yazılı Belgelere Dayandırılması: Çağdaş bürokrasilerde yönetim yazılı belgeleredayanır. Bu belgeler, gerektiğinde kullanılmak üzere saklanır.

 

4.           Yetki ve Görevlerde Uzmanlaşma: Daire ya da büro yönetimi esaslı bir uzmanlık eğitiminigerektirir. Uzmanlaşma, iş bölümünün bir sonucudur. İş bölümüyle ortaya çıkançeşitli faaliyet alanlarında çalışanlar, yaptıkları işte kısa zamanda uzmanlaşırlar.

 

5.           Kurallara Bağlılık ve Biçimsellik: Bürokrasi yazılı ve resmi kurallara göre işler. Bukurallar, bürokraside çalışanların sorumluluğunu, karşılıklı ilişkilerini veyetkilerini tanımlar. Belirli olaylar konusunda karar alınırken, öncedendüzenlenmiş soyut ve genel kurallara göre hareket edilir. Bu kurallar düzeni,görevlilerin keyfi davranışlarına engel olmak için konulmuştur.

 

6.           Gayrişahsîlik:    İdeal bir memur, işleri, sevgi ve nefret gibiduygusallıktan uzak, bütünüyle gayri şahsi biçimsel kurallara göre yürütür.Bürokraside, memurların vatandaşlara karşı davranışı, kişisel düşünceleredeğil, rasyonel bir yönetim anlayışına dayanır.

 

7.           Kariyer Yapısı:Bürokraside memuriyet bir “meslek”tir. Memurluk mesleği, belirli esaslaradayalı bir terfi sistemi içerisinde yürütülür. Çalışanlar kariyer yapısı içindeuzmanlıklarına ve kıdemlerine bağlı olarak memuriyetin daha üst basamaklarınayükselirler. Bürokrat, ailesinin toplum içindeki yeri ya da siyasi bağlılıklarıgibi nedenlere göre seçilmez.

 

8.           Kamu ve Özel Hayatın Ayrışması: Kamu hizmetinin çağdaş örgütlenişi, resmi faaliyet ileözel yaşam alanını birbirinden ayrıştırmıştır. Kamu malları ve fonları ilememurun özel servetleri arasında hiçbir bağ yoktur. Bürokratik örgüt,personelin kişiliğinden ayrı bir varlıktır. İdari personel, yönettiği kurumunmülkiyetine sahip değildir; görevini satamaz ya da çocuklarına devredemez.

 

Weber’e göre bu örgütbiçimi yalnızca devlete özgü değildir. Özel sektörde de bu örgütlenme biçimi yaygındır.

 

2. Bürokrasinin Olumsuzlukları

 

Weber’in bürokrasi modeli,uygulamada sanıldığı gibi rasyonel olarak işlememektedir. Bürokrasinin olumsuzluları,onun yapısal ve işlemsel özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bürokrasininolumsuzlukları şöyle özetlenebilir:

 

1.           Bürokratikpersonelin, verimli ve etkili çalışabilmesi için, kurallara sıkı bir şekilde bağlı kalarak hareket etmesi gerekir. Buda, otomatik olarak bürokratların, değişen şartlara ve ihtiyaçlara göre hareketetme gücünü sınırlandırır.

 

2.           Bürokrasidememur, makinenin dişlisi gibidir;örgütün bir parçasına uyan ve bu amaçla kullanılan standart ve gayrişahsî birvarlıktır. Bu sebeple memur, bürokratik sistemin işleyişine müdahale ederekbireysel olarak düzeltme yapmak imkânından büyük ölçüde mahrumdur.

 

3.           Bürokrasi,rasyonel düzenlemelere göre işleyen bir mekanizma değildir. Bürokraside keyfive taraflı olarak konulmuş kurallar bulunmaktadır. Astlara karşı üstlerindavranışları ve işlemleri, yasalara uygun olmamakta, zaman zaman gayri insanive keyfi nitelik göstermektedir.

 

4.           Bürokratikörgütlerde formel (resmi-şekil) yapı her şeyi ifade etmez. Uygulamada,memurların kendi aralarında geliştirdikleri, tutum, davranış, anlayış vegeleneklerin oluşturduğu informel (gayriresmi) yapı, formel yapının yerini almakta ya da onu alt üst etmektedir.

 

5.           Weber, işbölümünedayalı uzmanlığın resmi hiyerarşik otoriteyi etkisiz hale getirebileceğininfarkına varamamıştır. Resmi hiyerarşik otorite, bürokrasinin işleyişinde,teknik konularda uzman olan astlarabağımlı hale gelmektedir. Günümüzde otoritenin en önemli kaynağı uzmanlıktır.

 

6.           Bürokratik örgütyapısı, otoritenin üstlerde temerküz etmesine imkân sağlamakta ve dolayısıyla,orta ve alt kademe yöneticilerinin inisiyatifkullanmalarına olanak tanımamaktadır. Bu durum, yazışmaların artmasına, kırtasiyeciliğeve işlemlerin gecikmesine neden olmaktadır.

 

7.           Bürokrasi, rutinhale dönüşen bir görev ve işleyiş düzenine dayanır. Bürokrasiler genellikle muhafazakâr yapılardır. Bürokratikyönetimin verimsizliğin temelinde, söz konusu düzenin değişen şartlara ayakuyduramaması ve kendi kendini yenileyememesi yatar.

 

8.           Personelin,etkinlik ve verimlilik amacıyla konulmuş bulunan bürokratik kural ve tekniklerikullanmak suretiyle sorumluluktan kaçmaları mümkündür. Genellikle yöneticiler,sorumluktan kaçmak istediklerinde, önlerine gelen somut bir sorunun çözümünüyazılı bir kuralın ruhuna değil, lafzına dayandırmak isterler. Böylece,kendilerini kuralların kastettiğinden daha dar sınırlar ve kalıplar içinekoyarlar. İşin şeklinin, aslından daha önemli olduğu kanısını uyandıranuygulamalar içine girerler. Karşılaştıkları bir sorunun çözümü için uygun birkural bulamadıklarında, konu ile ilgili önceki bir uygulamanın olup olmadığınabakarlar. Benzer bir uygulama bulamadıklarında, inisiyatif kullanmaktan kaçınırlar;çözümsüzlüğü ya da “hayır” demeyitercih ederler.

 

9.           Bürokratik örgütyapısı, zamanla kapalı bir sistem haline dönüşmekte ve verimsizleşmektedir.Bürokraside orijinalliğe ve yeniliğe kapalı bir işleyiş düzeni egemendir. Ehliyetsiz yöneticilerin, bürokratikörgütün üst basamaklarına kısa zamanda yükselmesi olağan ve yaygın hadiselerdir.

 

Weber’in bürokrasi analizieleştirilse de, bu analizin ortaya koyduğu gerçekler büsbütün inkâr edilemez.Gelişmiş toplumlardaki bürokratik organizasyonların ilkeleri, Weber’inbürokrasi analizlerinden birçok unsuru bünyesinde barındırmaktadır. Uzmanlaşma, hiyerarşi, formel işlemler,çağdaş örgütlerin yaygın özelliklerindendir.

 

3. Bürokrasinin Olumsuz Yönlerinin Giderilmesi

 

Bürokrasininolumsuzluklarını asgariye indirmede yardımcı olabilecek etkin bir kamu yönetimisisteminin belli başlı özellikleri şöyle sıralanabilir:

 

1.           Etkin dış siyasidenetim.

2.           Oldukça esnekörgütlenme.

3.           İyi bir liderlikve yönetim.

4.           Kurum içindeyetki devri yoluyla orta ve alt düzeydeki yöneticilerin sorumluluklarınınartırılması ve kırtasiyeciliğin önlenmesi.

5.           Adil personelyönetimi.

6.           İdare içiişbirliğinin geliştirilmesi.

7.           Örgüttekiamaçların, yöntemlerin, işlemlerin, kuralların ve sonuçların devamlı olarakgözden geçirilmesi.

8.           Kuralcılığa kaymayıönleyecek iyi bir iş ahlâkı.

9.           Etkin halklailişkiler.

10.        İdarenin, ilgi,eleştiri ve denetim yoluyla, yönetim dışındakiler tarafından anlaşılmasınınsağlanması.

11.        Yasal ve kurumsalolarak yönetimde açıklığın benimsenmesi.

12.        Kamununküçültülmesi ve kamu kurumlarının rahat denetlenebilecek büyüklükte (ölçekte)tutulması.

13.        Kamu kurumlarınınmümkün olduğu ölçüde rekabete açılması.

 

4. Türkiye’de Bürokrasinin Sorunları

 

1.           Merkeziyetçilik: Türkiye’nin Tanzimat’tan beri en önemli sorunu, yönetimdemerkeziyetçiliktir. Merkeziyetçilik, kamusal kaynakların ve yetkinin başkentörgütleri tarafından kullanılması olayıdır. Cumhuriyetin ilk dönemlerindemerkeziyetçilik, yönetimin her kademesinde istihdam edilecek yeterli uzman personelin olmaması sebebiylehaklı görülebilirdi. Ancak bugün uzman personel sorunu, başkent örgütlerindeolduğu kadar taşra yönetim birimlerinde de büyük ölçüde çözülmüştür ya da bukonuda ülkemizde yeterli kapasite mevcuttur. Türkiye’nin siyasi ve idarirejimi, toplumu kontrol etmek vedevleti toplum karşısında korumakamacına göre biçimlendirdiği için, esas itibariyle yerinden yönetime, yetkidevrine ve sivilleşmeye fazla açıkdeğildir. Rejimin bu genel niteliği devam ettiği sürece, yönetimdeki merkeziyetçilikşöyle ya da böyle belirli ölçüde ağırlığını koruyacaktır. Oysa günümüzde“devlet merkezli” bir yönetim sisteminden “bireymerkezli” bir sivil toplum modeline doğru gelişme dikkati çekmektedir. Bugelişmenin, yönetimde yeni bir yapılanma ve anlayışı ortaya çıkarmasıkaçınılmazdır.

 

2.           Örgütsel Büyüme: Büyüme eğilimi, genellikle kamu bürokrasisinin doğasında bulunmaktadır.Her kamu kurumu hizmetin kalitesini iyileştirmekten daha çok, mevcut örgütselyapıyı, bütçe olanaklarını, personel sayısını, sosyal tesisler ve hizmetaraçlarını artırmak ve diğer kurumlarla bu alanlarda rekabet etmek içinçalışır.

 

3.           Yönetimde Gizlilik ve Dışa Kapalılık: Ülkemizde kamu bürokrasisi, yapı ve işleyiş bakımından“gizlilik” ve “resmi sır” esasınagöre örgütlenmiştir. Gizlilik ve resmi sır, genel bir kural, açıklık iseistisnadır. Yönetimde gizliliğin en önemli sebebi, yönetici ve memurlarınkendilerini kamuoyu ve halkın eleştirilerine karşı korumak istemeleridir.Yönetime ilişkin yasalar, gizliliği ve resmi sır kavramını, memurların kendiamaçları doğrultusunda kullanmalarına olanak vermektedir. Yasalarda gizliliğinsınırları ve kapsamı belli değildir. Neyin gizli ve neyin açık olmasıgerektiğine, söz konusu kurumun yöneticisi ya da personeli karar vermektedir.Bu durum, kurum içindeki yolsuzluklarınsaklanmasına ortam hazırlamakta ve vatandaşı bürokrasi karşısında savunmasız ve güçsüz halegetirmektedir. Birçok evrak ya da dosya, gizlilik gerekçesiyle vatandaşaverilmemekte ve gösterilmemektedir.

 

4.           Yönetimde Tutuculuk: Yönetimde tutuculuk, yöneticilerin ve memurların,öteden beri yapa geldikleri işlemleri ve alışkanlıkları yeni şartlara göre değerlendirmektenkaçınmaları, eski yapı ve uygulamalarla sıkı bir şekilde bağlanmalarıdır. Bürokrasidedeğişiklik isteği, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Çoğu zaman bu değişiklik,dışarıdan siyasi iktidarlar tarafından başlatılır.Bürokrasi kendi içinde değişmeye kapalıolduğu gibi, dışarıdan gelen değişme ya da değiştirme girişimlerini de hertürlü yönteme başvurarak engellemeye çalışır. Ülkemizde yönetimde tutuculuğunönemli bir faktörü de, personel yönetimindeki terfilerin başarıdan çok, kıdem esasına dayalı olmasıdır. Kıdemesası, üst düzeylere gelecek olan personelin daha yaşlı kişilerden oluşmasına ortam hazırlamaktadır. Böyle biryapının tutucu eğilimler göstermesi de doğaldır.

 

5.           Kuralcılık ve Sorumluluktan Kaçma: Kuralcılık, genellikle yasaların ayrıntılı olarakdüzenlenmesi ve yöneticilerin, olaylar ve sorunlar karşısında inisiyatifkullanmamasının bir sonucudur ya da vatandaşa karşı duyulan bir kuşkunun ürünüdür. Kuralların ayrıntılıolması ve personele takdir hakkının verilmemesi, bir yönüyle yasama organınınbürokrasiyi kendi iradesi paralelinde işletme arzusuna yöneliktir. Ülkemizdekamu hizmetlerinin işleyişi ayrıntılı kurallara bağlanmıştır. Ayrıntılıkurallar, yönetimin işleyişini yavaşlatmakta, tembel yöneticiye mazeret kaynağıoluşturmakta ve yetkilerini kötüye kullanmasına ortam hazırlamaktadır. Yöneticileretakdir yetkisi verilmemesi ve her soruna hukuk kurallarının lafzına dayanılarak çözüm aranması,bürokrasiyi sürekli olarak mevzuat üretmeye sevk etmiştir ve sevketmektedir. Bu nedenle yasaların genel olarak düzenlenmesi ve kamupersonelinin, sorunların çözümünde esnekhareket edebilmesini sağlayacak yetkilerle donatılması kaçınılmazdır.

 

6.           Kayırmacılık:     Kayırmacılık, yönetimde yozlaşmanın bir başka türüdür.Ülkemizde kayırmacılık iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi, kamuhizmetlerine girişte liyakat yerine, tanıdık, dost, akraba, arkadaş, hemşeri yada siyasi yakınlık gibi faktörlerin birinci derecece rol oynamasıdır. Bufaktörlere, mezun olunan okul ve meslek dayanışması gibi unsurlar da ilaveedilebilir. Kayırmacılığın hâkim olduğu alanlarda çoğu zaman sınavlar bir formalitedenöte anlam taşımaz. Yazılı sınavların objektif esaslara bağlandığı bazı kamukurumlarında, sözlü sınavlara alınacak olan sayıdan çok daha fazla adayın davetedilmesi suretiyle, kayırmacılığın gerçekleşmesine olanak tanınmaktadır. Kayırmacılığınikinci türü, kamusal hizmetlerin dağıtımında ihtiyaç ve yerindelikkriterinden çok, oy, partiye destek ya da ideolojikyakınlık gibi faktörlerin etkili olmasıdır.

 

7.           Yolsuzluk ve Rüşvet: Yönetimde yolsuzluk, yapılmaması gereken işlemleri yapmak ya dayapılması gereken işlemleri çabuklaştırmak karşılığında çıkar sağlamanınadıdır. Rüşvet, zimmete para geçirme, irtikâp, memuriyet görevini kötüyekullanma gibi tutum ve davranışların hepsi yolsuzluk kavramı kapsamındadeğerlendirilir. Rüşvet, yönetim sistemimizin geleneksel hastalıklarındandır. Rüşvet genellikle, ya bir zarardankurtulmak ya da bir menfaat temin etmek ya da bir işi hızlandırmak amacıylaverilmektedir. Rüşvet, kişinin, bürokratik mekanizmayı kendi lehine çalıştırmasınınbir aracıdır. Türkiye’de rüşvetin, yasalara rağmen, yaygın bir uygulama olduğukonusunda genel bir kanı bulunmaktadır. Fakat ispatlanamaması sebebiyle, bunun boyutu tam olarak ortayakonulamamaktadır. Aşırı kuralcılık, otoritenin merkezileşmesi, hizmet arzınınyetersizliği, yasakçı devlet anlayışı, sosyal yapının bozulması, yönetimdekigizlilik ve kapalılık gibi unsurlar rüşveti besleyen en önemli faktörlerdir.

 

8.           Aracılar Yoluyla İşlemleri Yürütme (İş Takipçiliği): Ortalama bir vatandaş, kendini kamubürokrasisi karşısında zayıf hissettiği için, işlerinin yürütülmesindearacılara başvurmaktadır. Bürokrasinin yapı olarak karmaşıklığı ve kuralcılığısebebiyle, ülkemizde aracılar yoluyla hizmetleri yürütme, yaygın biruygulamadır. Aracılar bazen bir kurum, bazen de bir kişi olabilmektedir.Genellikle milletvekilleri, mahalli eşraf, siyasi parti yöneticileri ve eskibürokratlar, vatandaşların işlemlerinin yürütülmesinde aracı olarakkullandıkları kişilerin başında gelmektedir. Kamu yönetiminde aracıların yaygınolarak kullanılması; işlemlerle ilgili halkın yeterince bilgilendirilmemesi,kolaylık sağlanmaması, işlem süreçlerini ve belgelerini açıklayacak görevlerinistihdam edilmemesi ya da bu konuda yazılı kılavuz ve levhaların bulunmamasınınbir sonucudur.

 

Özet olarak, Türk kamubürokrasisinin sorunu; otorite hiyerarşisinin katılığı, yetkilerin üstbasamaklarda toplanması, gizlilik, siyasi-idari güç ile uzmanlık gücüarasındaki çatışma, kuralların yoğunluğu, takdir yetkisinin daraltılması,rekabetin yokluğu, kendi kendini yenileyememe ve dolayısıyla verimsizliktir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Ogder Erzurum Subesi Ayazpasa Mah. Gurcukapi is Merkezi Gurcukapi Camii Karsisi Kat : 7 Yakutiye/Erzurum
Her hakki saklidir. 2012 -  Yazilim: Ogder Erzurum